Kaçkarlar.. Göğe Komşu Topraklar 02/02/2018


Değerli katılımcımız Müslim Törün 13-19 Ağustos tarihli Kaçkar turumuzda yaşadığı deneyimleri çok güzel bir anlatımla bizlerle paylaşmış, kendisine çok teşekkür ederiz. Bir okuyalım bakalım Kaçkar'da neler oluyormuş :)

GÖĞE KOMŞU TOPRAKLAR – KAÇKARLAR
Adım Müslim Törün. 53 yaşındayım. Artvin İli’nin Şavşat İlçesi’nin Akdamla Köyü’nde doğdum ve büyüdüm. Köyümüz 1600 mt rakımda bir dağ ve orman köyüdür.Yaylası ise 2200 mt rakımda, Gürcistan sınırına 1000 mt mesafededir. Çocukluğum ve gençliğim gökyüzü ile yeryüzünün buluştuğu bu topraklarda geçti. Köyde babamdan kalan ahşap köy evimizde ve yaylada kendi yaptığım kütük evimiz bulunmakta. Halen, fırsat buldukça,  yaz tatillerimi buralarda geçirmeye çalışıyorum.

Ardahan-Şavşat arasında 2650 mt rakımlı Sahara geçidi bulunmaktadır. Ne zaman buradan geçsem tam karşıda yazları bile başı karlı ve dumanlı Kaçkarları görürdüm ve birgün buralara mutlaka gitmeliyim derdim. Kısmet 2017 yazınaymış.13 Ağustos – 19 Ağustos 2017 tarihleri arası gerçekleştirdiğim Rize yayaları gezisi ve Kaçkar Zirve tırmanışı’ndan aklımda kalanlar şöyledir:

1.Gün
13 Ağustos Pazar sabahı Trabzon Havaalanında grup ile birleştik. Toplamda 42 kişi olarak Rize’ye doğru yola çıktık. Bu grubun 14 kişisi zirve yapacak ve diğer grup ise Rize yaylalarında günübirlik geziler yapacaktı.

Yolumuz üzerindeki Memiş Ağa Konağını, Rize Bezi dükkanlarını ve Çayeli ilçesindeki Lale lokantasını ziyaret ettik (Lale lokantasında kurufasulye mutlaka yenmeli). Devamında ise Haremtepe Köyü’ndeki örnek çay bahçelerini gezdik.

Ardeşen ilçesi yakınında ünlü vadiye, Fırtına Deresi vadisine girdik ve güneye dağlara doğru yol almaya koyulduk. Çamlıhemşin ilçesinde kısa bir mola verip alışverişlerimizi tamam ettik , çünkü birkaç gün uygarlıktan uzakta olacaktık. Yolumuz üstündeki Zil Kaleyi gezdikten sonra konaklayacağımız Gito yaylasına doğru yola çıktık. Toprak yayla yolu sapağına girdik ve kıvrıla kıvrıla yükseliyoruz yine yeşil çılgın bir orman içinde. Her virajda altımızda nefes kesici panoramalar oluşmakta ve yol boyu bin bir renkli çiçek de döşenmiş gibi sanki.  Bir saat kadar çıktık çıktık ve nihayet ağaç sınırına geldik tamamen açık alpin çayırlar başladı,işte Gito Yaylası.   Yayla tam 2070 metre rakımda ve orman sınırının üzerinde. Grubun çoğunluğu yeni açılmış olan “Hozboncuk” yayla evinde ve yanındaki mekanda konakladı.

Sabahleyin minibuslere binerek Ambarlı yayalasına çıktık. Burası aslında daha taze otların olduğu ve erken aylarda çıkılan bir yayla olup Gito’nun şubesi gibi idi.En az 300 metre daha yükselmiştik ve çevremiz tamamen çayır idi. Amacımız yukarıdaki buzul göllerine çıkmak , özellikle de “Balıklı Göl”e. Zirve grubu olarak diğer gruptan ayrılarak deniyimli rehberimiz Bekir’in önderiliğinde yükselmeye başladık. Bu rakımlarda birkaç gün geçirmeden 3000 mtlerin üzerine çıkılırsa ciddi sağlık problemleri oluşacağından dolayı bu yürüyüşün diğer amacı da zirve tırmanışı için vücudu bu rakımlara alıştırma (Acclimatization) idi.

Renkahenk çiçekler arasında hızla yükselerek 2 saat içinde 3350 mt rakımda bulunan Balıklı göle ulaştık. Adından da anlaşılacağı gibi gölde çok fazla balık vardı ve zıplayarak sinekleri avlıyorlardı. Bazıarkadaşlarımız gölün buz gibi sularında yüzme cesaretinde bulundu. Göl kıyısında vakit geçirdikten ve  öğle kumanyasını yedikten sonra inişe başladık. 2 saat sonra diğer grupla Ambarlı yaylasında buluştuk. Uzaktan Tulum sesleri geliyordu. Gruptan bir arkadaş tulumcuyu bularak yanımıza getirdi ve anında horon başladı. Horona iyi doyduktan sonra ve geceyi geçireceğimiz Gito Yaylasına geri göndük.

2.Gün
Bugünki programda Çat Vadisi, Çat Yaylası, Verçenik Dağı ve Kapılı göller gezisi var.

Sabah erkenden araçlara binerek aşağı vadiye (Fırtına deresi sonları) indik. Burada konaklayacağımız Cancik pansiyona eşyalarımızı bıraktık. Pansiyon dere kenarına kurulmuş olan ana bina ve sonradan pansiyona dönüştürülmüş serenderlerden oluşmakta.

Tipik buzul vadisi boyunca hızla yükseliyoruz, 2300 mt.lerdeki Sıraköy ve Ortayayla’yı geçerek 2500 mt deki Verçenik Yaylasına ulaştık. Araç yolu burada bitiyor. Sırt çantalarımzı sırtlayarak rehber Bekir önderliğinde tırmanışa başladık. Hızla yükselerek birbirine bağlı 2 gölden oluşan Kapılı Göllere ulaştık. Bu göl, 2709 rakımlı Kaçkarların çıkılması en zor olan Verçenik dağı dibinde bulunmakta. Cesaretli arkadaşlarımız bu göle de girdiler, ben ise gölün çevresini dolaştım. İlerleyen saatlerde öğle atıştımalarımızı yaptıktan sonra inişe başladık. Yine aynı rotayı takip ederek konaklayacağımız Cancik Pansiyona vardık ve geceyi geçireceğimiz serendere yerleştik.Hemen hemen herkes telefonlarını sarj etmeye koyuldu, kimisi ise t-shirtlerini yıkamaya.

Geceyi gürül gürül akan derenin sesi eşliğinde bu pansiyonda geçirdik. Sabah erkenden kahvaltımzı yaparak 14 kişi olan zirve ekibi olarak ana gruptan ayrılarak yola koyulduk.

3.Gün
Rehber Bekir ve Barış önderliğinde , kaptan Kemal yönetiminde Arhavi-Hopa-Borçka-Artvin-Yusufeli güzergahını takip ederek Yusufeli ilçesine ulaşacağız.

Memleketim olmasından dolayı buralar hakkında zirve arkadaşlarıma kısa bilgiler vererk Çoruh vadisi boyuınca ilerliyoruz. Çoruh vadisine birçok baraj yapıldı ve halen de yenileri yapılmakta. 4 mevsimin aynı anda yaşanabileceği, hertürlü sebze ve meyvanın yetiştiği güzelim vadiler maalesef baraj suları altında kaldı. Çoruh vadisi tabanında bulunan ulaşım yolları ise oldukça uzun köprüler ve tünellerle yeniden yapıldı. Bazı yerlerde tünelden çıkıp köprüye geçiyorsunuz, tekrar tünele giriyorsunuz, yol tünel-köprü-tünel-köprü şeklinde devam ediyor.

Yusufeli’ne az bir mesafe kala yol çalışması nedeni ile 3 saat tünel içinde beklemek durumunda kaldık. Boş durur muyuz, Kaptan Kemal teyple tulum horon havaları çaldı, biz de iyi bir horon teptik. Yolun açılması ile Yusufelin’e hareket ettik. Yakın zamanda yapımı tamamlanacak Yusufeli Barajı nedeni ile şirin Yusufeli ilçesi başka bir yere taşınacak. 

Hızlıca ilçe merkezinde Çağ kebabı yedikten sonra Barhal çayı boyunca Kaçkarlar’a doğru yükselmeye başladık. Araç yolunun sonu olan Olgunlar köyüne vardığımızda saat akşamın 6’sı olmuştu. Hızla ağır eşyalarımızı Dilberdüzü kamp alanına götürecek katırcılara teslim ederek Barış rehberliğinde yürüyüşe başladık. Yaklaşık 3 saatte 9 km yürüyerek ve 500 mt yükselerek Dilberdüzü kapına ulaştık. Ancak yol boyunca sıkı bir yağmur yedik. Kamp alanına ulaştığımızda saat gecenin 9’u olmuştu. Doğruca yemek çadırına giderek birşeyler atıştırdık ve konaklayacağımız çadırlarımıza yerleştik. Yerleşme de ne yerleşme, küçücük çadır, dışarıda ise gök delinmişcesine bir yağmur. Zar zor uyku tulumlarına girebildik. Ancak gerek yorgunluk, gerek oksijen azlığı biraz da heyecan nedenizle biraz uyuyabildik. Dışardaki yağmur ve gök gürültüsü de cabası.

Dilberdüzü Kaçkar zirvesinin hemen dibinde bulunan bir düzlük ve ana kamp yeri. Burada yazboyunca sürekli çadırlar kurulu ve hertürlü kamp hizmeti mevcut (duş hariç).

Rehber Bekir’in talimatıyla ve kalk burusuyla sabah 4.00 de kalkıp kahvaltı ederek 4.30 gibi zirve tırmanışa başladık. 500 mt önümüzde başka bir grup tırmanışa çoktan başlamıştı.Kampın hemen üstünde sert bir yokuş bulunuyor (Katır os…..tan yokuşu). Ancak öyle coşkuluyuz ki koşarcasına tırmanıyoruz. 1 saatlik bir tırmanıştan sonra 3350 mt.de bulunan 60 mt derinliğinde, 200 mt genişliğindeki Deniz Gölü’ne ulaştık. Buradan 3937 mt yükseklikteki Kaçkarın en yüksek zirvesi göründü. Heyecanımız biraz daha arttı. Yavaş yavaş gün aydınlanmaya başlamıştı, arkamızdaki Yusufeli vadisini ise sis kaplamıştı, inanılmaz bir manzara içindeydik. Fotoğraflarımızı çektikten sonra tekrar tırmanışa başladık. Şansımızahava oldukça güneşli idi. Gölün üzerindeki ilk geçidi aştıktan sonra gerçek zirvenin tam altına ulaştık. Önde Bekir, arkada Barış önderliğinde gerçek tırmanışa başladık. Eğim yaklaşık %70 civarında ve zemin çarşak denilen tamamen bozuk kayalıklardan oluşmakta. Bu da tırmanışı oldukça zorlaştırmakta. 3500 mt lerden sonra oksijen azlığı olmaya başladı.Nerdeyse 10 adımda bir soluklanıyoruz. Öndeki grup yayaş yavaş ilerliyor. Biz de zirveye çıkma heyacani ile takip ediyoruz. Yamacın ortalarında balkon denilen ve geçilmesi en zor olan kısma ulaştık. Burada bazı arkadaşlarımz oldukça zorlandı, nihayetinde 2 kişi burada tırmanışı bıraktı. Balkonu geçince kısa bir mola vedik. Biraz dinlendikten sonra durmamaksızın tırmanmaya başladık. Artık zirvede dalgalanan bayrağı görebiliyoruz. Öndeki grup zirveye çoktan ulaşmıştı. Rehberimiz Bekir en önde, ben de hemen arkasında zirveye ulaştık.Gözyaşları içinde şanlı bayrağımızı öptüm. En büyük hayallerimden birini gerçekleştirmiştim.

Geri dönerek diğer arkadaşlarıma moral verdim. 2 kişi eksiğiyle grup zirveye ulaşmıştı.Herkes çok sevinçli ve gururluydu.Telefonlara sarıldık, fotoğraflar çektik. Kısa bir mola ile kumanyamızı yiyerek yola ama bu kez inişe başladık. İniş çıkıştan 2 kat daha zor ve tehlikeli. Tam bu arada gök aniden  patladı, çok sert bir rüzgar ile üzerimize kar yağmaya başladı. Dikkatlice ama hızlıca alçalıyoruz. Tam balkon geçişine gelmiştik ki rüzgar iyice hızlandı, nerdeyse uçuracak. Sağ salim burayı da geçtikten sonra Deniz Gölü’ne indik. Yine bir kısa mola vererek dinlendik. Bu arada hava tekrar açmıştı, ıslak giysilerimiz nerdeyse kurumuştu.

Kampımıza saat 4.30 gibi döndük. Toplamda 9 saatte 10 km yaparak 1000 mt tırmanıp 1000 mt inmiştik. Akşam yemeğimizi yedikten sonra tekrar çadırlara yerleştik ve hava tekrar bozdu. Şimşekler, yıldırımlar eşliğinde uyumak ne mümkün, zar zor sabah ettik. Yine süpriz bir şekilde güneşle uyandık.

4.Gün
Eşyalarımzı toplayıp katırlara verdikten sonra Olgunlar köyüne inişe başladık. Aracımız köyde bizi bekliyordu. 2 saatlik rahat bir yürüyüşle köye ulaştık. Yoldaise zirve için kampa yürüyen başka gruplarla karşılaştık.

Olgunlar köyünde 1 arkadaşımız rehber Barış ile birlikte trans Kaçkar yaparak Kavron yaylasına yürüdü. Ben de yürümek niyetindeydim ancak iniş sırasında iki ayak başparmak tırnağım da çürümüştü ve ağrı yapıyordu, cesaret edemedim.

Olgunlar köyünde aracımıza binerek Yusufeli-İspir-Ovit Dağı yolu ile Rize üzerinden Çamlıhemşin Ayder yaylasına gitmek üzere yola çıktık. İspir’de kurufasulye ziyafeti çektikten sonra Ovit Dağına tırmandık, devamında ise İkizdere, Ardeşen ve Çamlıhemşin’i geçerek Ayder’e ulaştık. Konaklayacağımız Natura Lodge otelinde diğer arkdaşlarımzla buluştuk. Akşam yemeğinden sonra canlı Tulum eşliğinde bolca horon teperek günü tamamladık. Bu arada zirve sertifikamızı da aldık.

5.Gün
Sabah kahvaltısından sonra tekrar Ordu ve Trabzon grupları olarak ayrı ayrı araçlara binerek İstanbul’a dönmek üzere yola çıktık. Yol üzerinde Fındıklı taş konaklarını gezdik, dere kenarındaki alabalık tesislerinde balık yedik. Sürmene bıçakçısından hatıra hediyelerimzi de alarak Trabzon Havaalanı’na vardık. Bir sonraki gezilerde buluşmak üzere arkadaşlarımzıla vedalaşarak Kaçkar gezimizi tamamladık.

Kaçkarlar ve Rize yaylaları mutlaka görülmesi gereken yerler. Ciddi sağlık problemleri olmayan, biraz kondisyonu olan, doğada bulunmayı ve yürümeyi seven herkes bu geziyi yapabilir. Tabi ki yayla evlerinde aynı odada  birçok kişi ile beraber konaklamayı, yerde çadırlarda gecelemeyi, bolca yağmurda ıslanmayı ve çamurlanmayı, bol bol terlemeyi peşinen kabul etmek gerekiyor. Birkaç gün banyo yapamamayı da göze almalısınız.

5 günlük bu gezi sonunda epeyce yorulmuş, biraz kilo kaybetmiş olsanız da bolca oksijen almış, inanılmaz doğa güzellikleri görmüş olarak evinize döneceksiniz. Yapmanız gereken tek şey, iyi bir tur eşliğinde gidiş dönüş biletini almak.

Saygılarımla,
Müslim Törün