Ana Sayfa

| Gezi Güncesi | Çeşitli Bilgiler | Fotoğraflar |Site Haritası | Hakkımızda | İletişim
0212 251 17 63

 

   

  Fırtına Vadisinde Konakların Öyküsü*


Çamlıhemşin ya da insanlarca bilinen karşılığıyla Fırtına Vadisi coğrafyanın kendisine sunduğu zorlu şartlara karşı çıkamayanların memleketidir. Hemşinliler de gurbetçidir. Bir nevi asri gurbet de denilebilir. Gurbetçilik esasına dayanan göç, Türkiye’deki ilklerden biridir. Yüzyıl önce, ekonomik zorluklardan dolayı yola çıkıp, Rusya’nın çeşitli kentlerine, sözgelimi Batum’a, Soçi’ye, Yalta’ya, Kırım’a, Moskova’ya giden Hemşinliler hangi duygularla ayrıldılar topraklarından kimbilir? Her bir tarafı yaşanmışlıkla dolu, “hissetmenin” had safhada olduğu bu coğrafyadan uzaklara ama çok uzaklara, bilinmeyene bir yolculuk yapmak kolay mı?

NASIL GİTTİLER?

Vice köyü üzerinden Kanlıboğaz’a oradan da Atina(Pazar)’ya inip kaçak olarak gittikleri Rusya’da pastacılığı öğrenerek memleketlerine döndüler. Bu yıllar boyunca böyle sürdü.Daha sonra bu yurtdışı gurbeti içe döndü ve bu sefer Hemşinliler Anadolu’nun çeşitli kentlerine giderek bu mesleği orada devam ettirdi. Bu mesleğin kurumsallaşmasında büyük pay sahibi olan Hemşinliler denilince akla ilk olarak pastacılığın gelmesi boşuna değil. Ama burada asıl dikkat edilmesi gereken meslek sahibi olmak isteyenlerin ödediği bedellerdir. Kimi yeni doğmuş çocuğunu göremeden gitti ve yıllar sonra döndüğünde çocuğu belki de evlenecek yaşa gelmişti. Kimi yeni eşleriyle teşrif buyurdu memlekete. Bir dönem Hemşin’de “Kırımlı” modası vardı. Hemen hemen her evde bir Kırımlı gelin bulunurdu, ikinci eş olarak. Bunlar da Rusya gurbetinin sonucu. Ama çoğu geri döndü memlekete ve giderken aklına koyduklarını gerçekleştirmek için işe koyuldu. Artık meslek sahibi ve para kazanmış kimseler olarak Hemşinliler ilk olarak geniş aile yapılarının ihtiyacını karşılamak için büyük evler yaptırdılar. Bu evler Rusya gördükleri evlere çok benziyordu. Çünkü onlar orada kafalarına koymuşlardı Rusya evleri gibi büyük evleri memleketlerinde yaptırmayı.

Bir Rusya gurbetçisi Hemşinlinin Batum’da “Çay İçmek İçin” treni 500 kırmızı altını vererek durduğu söylenir. Bu şahıs Küşüve köyünden, Çolakoğulları’ndandır. Hatta tren görevlisinin, “5 dakka iyot, Çolakov çay piyot” dediğini de olayı bana aktaran yaşlı Hemşinlilerden duyup, yazmıştım bir kenara. Bu olay Hemşinlilerin Rusya’de ne kadar para kazandığının da göstergesi aynı zamanda. Zaten oradan kazandıkları paranın büyük bir bölümünü devasa evlere yatırdılar. Rivayet muhtelif. Bir kısım Hemşinlinin paraları konaklara yatırdıktan sonra, o koskocaman evlerin içinde komşusunun getireceği bir tas çorbaya muhtaç olarak yaşadığı söylenir. sahiplerini sonraları sıkıntıya düşüren ve yazının esas meselesi iki konağın öyküsüne gelirsek: İki konağın öyküsünün kahramanları Makrevis(Konaklar) köyündeki Tarakçı ve Dudi konakları. Bu iki konağın en önemli özelliklerinden birisi aynı aileye mensup insanların rekabeti sonucu yapılmış olmaları. Tarakçıoğlu Konağı’nı yaptıran Hurşit Ağa, gurbete çıkmadan önce de ağa olarak bilinir ve her gittiği köyde atının terkisine istediği bir kadını alarak köye dönermiş. Böyle nam salmış vadiye. Rusya gurbetinden kazandığı parayı da bugün hala ayakta kalabilen büyük taş konağa yatırmış. 17 odalı, 3 katlı, pencereleri vitraylı(renkli camlı), misafir odaları şömineli, ahşap oyma işçiliğinin geleneksel özelliklerini yansıtan, pencere ve duvar demirleri ve özel koruma boyaları Rusya’dan getirilmiş taş ve ahşap karışımı bu konak yazın gelenlerce birkaç günlüğünü de olsa şenlendiriliyor. Ancak, dış görünüşünün ihtişamını içeride korunan yerlerde bulmak mümkün. Zaman, konağın bir çok bölümünü hafızadan silmiş adeta. Asıl büyük kayıp ise konağın yanına kondurulan ve en az konağın kendisi kadar zarif görünen misafirhane. Misafirhane de zamana yenilmiş ve bakım yapılmazsa tamamen yok olacak gibi görünüyor.
Gel gelelim, böyle gösterişli bir konak yaptırılır da Tarakçıoğlu Recep Ağa boş durur mu? Recep Ağa da konağın biraz üstündeki geniş bir araziye, 30 küsur odalı, çatı ve ahırı ile birlikte 5 katlı büyük bir konak yaptırır. Bu konağı vadideki diğer konaklardan ayıran en önemli şey, odalara girişteki “antre” sisteminin bulunmasıdır. Ev ahşap işçiliğinin tüm inceliklerini yansıtmakla birlikte, gösterişi ile görenleri şaşkına çevirir. Aslında ev için “minareler yıkılmış ama mihrap yerinde” demek daha doğru olur. Çünkü bu konağın durumu Tarakçı konağından daha da beterdir. Geçen yıllarda bir katın indirilmesi sonucu ev kaderine terk edilmiştir. Her ne kadar evin sahipleri üzerini örttürmüşse de bu zamana karşı direnmesine engel olamamıştır. İçerisi adeta yağmalanan ve geçmişin izlerinin silindiği konak eğer müdahale edilmezse tamamen yitirilebilir.Bu duruma kadar gelmişse şimdiden sonra da kurtarma müdahalesinin yapılacağı görülmüyor.

Yapımları yıllar süren ve her biri için 7 ayrı taş ocağı kurulan, buralarda işlenen taşların katırların sırtında evlerin bulundukları bölgeye çıkarılması gibi zahmetli işlerle kotarılan bu konakları tarihin karanlıklarına gömmek kimin harcı?

 

Merkezde bulunan bu iki Tarakçı konağından başka; Hacaloğlu ailesine ait, dış cephesi ateş tuğlasından örülü, içerisi ahşap bir konak mevcut. Sahipleri zamanında Tahran’da lokantacılık yapmış bu konağın.Bir dönem de İzmir’de pastacılık işiyle uğraşmışlar.Bu konağın 1o odası bulunmakla birlikte; hemen yanında bulunan ve şu an atıl durumda bulunan Deliemet konağının da, Hacal konağından arta kalan malzemelerden yapıldığı söyleniyor.Bu söylenti doğru olabilir çünkü yapı malzemesi, Hacal konağınınkiyle aynı olan Deliemet konağı da kaderine terk edilmiş.

Konaklar Mahallesi’nde bulunan iki tane de ahşap konak var.Biri Koçi lakaplı aileye diğeri de Melik lakaplı aileye ait bu konakların, iç ve dış malzemeleri ahşaptan yapılmış.Demir aksamları Rusya’dan getirilen bu konakların, ortak özellikleri, hemen hemen hepsinin merkezi bir baca ve mutfak sistemine sahip olması, geniş ahırlar, odalarda banyolar bulunmasıdır.

Yakın zamana kadar birkaç ev dışında üzeri örtülen konak yoktur, üzeri örtülenler zorlu doğa koşullarına ayak direyerek en bir yüzyıl daha ömür kazanmıştır denilebilir. Çamlıhemşin tarihi belgelerin çokça bulunduğu bir alan değil ne yazık ki. Biz bırakın konakları Zilkale’nin, taş kemer köprülerin, ısırlı ahşap evlerin(Üzeri Isır Otu ile örtülen eski evler) ne zaman yapıldığını bile bilmiyoruz.  Evler bir insanın hafızasının köşe taşlarıdır. Biz bu ilgisizlikle aslında toplumsal hafızamızda ki kayıtları da yok ediyoruz. Zaman bize neyi nasıl yapmamız gerektiğini öğretiyor ancak biz hala görmezden geliyoruz.

 

Evet, Çamlıhemşin’in Makrevis(Konaklar) Mahallesi’ndeki iki konağının öyküsü böyle. Ama Çamlıhemşin’de sadece Makrevis mahallesinde konaklar yok. Önce aşağıdan başlayalım: Yukarı Vice’de, Aliefendi, Halilefendi, Reyhanoğlu, Şeref’in ev ve Ofluoğlu olmak üzere 5 tane, Mikrun-Kavak’ta Hacıelimler, Sıçanoğlu,Pelitler ve Ertançlar olmak üzere 4 tane, Habak köyünde Hacıali efendi, Sarıoğlu olmak üzere 2 tane, Makrevis’te Tarakçılar, Hacallar, Deliemetler,Koçiler, Melikler olmak üzere 7 tane, Küşüve köyünde Kozizler, Mazikler, Çolakoğulları vs. olmak üzere 5 tane konak bulunmaktadır. Vadiden yukarıya doğru gidildikçe Ortan, Çinçiva, Mollaveyis ve Başhemşin’de de konaklar bulunuyor. Bunların ortak özellikleri her birinin yazın açık olması, kışın ise içlerinde kimsenin kalmaması.

Bazı konaklar yapı malzemesine göre de farklılık göstermektedir. Taş göze denilen sistemle yapılanların yanı sıra kesme taştan ve ahşaptan yapılanlar da mevcuttur.Konakların büyük bir bölümü, Rusya, İran, Polonya gibi dış gurbetlerden kazanılan paralarla yaptırılmıştır.

Pastacılık ve fırıncılık mesleğini öğrenen Hemşinliler, dışarıda kazandıkları paraları, genilş aile yapısından dolayı bu devasa evlere yatırmıştır. Bu evlerin ayırt edici bir özelliği de, Hemşinliler’in Rusya’da gördükleri ev modellerini, yaşadıkları yerlere uygulamasıdır.

Günümüzde, bu konakların birçoğu ayakta kalmışsa da, bazıları sahiplerinin ilgisizliğinden dolayı yıkılmaya yüz tutmuştur. Konakların korunması için ev sahiplerinin bir adım atması gerekiyor. Umarım, ileride turizm faaliyetlerinin içerisinde yer alarak kurtulurlar.

 

*Bu yazı, bahsedilen bölgeler üzerinde geniş bilgilere sahip, dostumuz gazeteci Uğur BİRYOL tarafından yazılmıştır. Uğur BİRYOL rehberlik desteğindede bulunmaktadır.

 ubiryol@gmail.com

 

 

 

 
 
 
Ana Sayfa

|

Gezi Güncesi

|

Çeşitli Bilgiler

|

  Fotoğraflar

|

  Site Haritası

|

Hakkımızda

|

İletişim
 

 

 

 

Yeniçarşı Cad. 36/4  Beyoğlu-İstanbul Kroki

Tel:(0212) 251 17 63 - 251 98 64 Fax: 249 80 07

Gsm: 0535 5468636-0505 4970577

Email: bilgi@tamzaratur.com