|
Çamlıhemşin ya da insanlarca bilinen karşılığıyla
Fırtına Vadisi coğrafyanın kendisine sunduğu zorlu
şartlara karşı çıkamayanların memleketidir. Hemşinliler
de gurbetçidir. Bir nevi asri gurbet de denilebilir.
Gurbetçilik esasına dayanan göç, Türkiye’deki ilklerden
biridir. Yüzyıl önce, ekonomik zorluklardan dolayı yola
çıkıp, Rusya’nın çeşitli kentlerine, sözgelimi Batum’a,
Soçi’ye, Yalta’ya, Kırım’a, Moskova’ya giden Hemşinliler
hangi duygularla ayrıldılar topraklarından kimbilir? Her
bir tarafı yaşanmışlıkla dolu, “hissetmenin” had safhada
olduğu bu coğrafyadan uzaklara ama çok uzaklara,
bilinmeyene bir yolculuk yapmak kolay mı?
NASIL GİTTİLER?
Vice köyü üzerinden Kanlıboğaz’a oradan da
Atina(Pazar)’ya inip kaçak olarak gittikleri Rusya’da
pastacılığı öğrenerek memleketlerine döndüler. Bu yıllar
boyunca böyle sürdü.Daha sonra bu yurtdışı gurbeti içe
döndü ve bu sefer Hemşinliler Anadolu’nun çeşitli
kentlerine giderek bu mesleği orada devam ettirdi. Bu
mesleğin kurumsallaşmasında büyük pay sahibi olan
Hemşinliler denilince akla ilk olarak pastacılığın
gelmesi boşuna değil. Ama burada asıl dikkat edilmesi
gereken meslek sahibi olmak isteyenlerin ödediği
bedellerdir. Kimi yeni doğmuş çocuğunu göremeden gitti
ve yıllar sonra döndüğünde çocuğu belki de evlenecek
yaşa gelmişti. Kimi yeni eşleriyle teşrif buyurdu
memlekete. Bir dönem Hemşin’de “Kırımlı” modası vardı.
Hemen hemen her evde bir Kırımlı gelin bulunurdu, ikinci
eş olarak. Bunlar da Rusya gurbetinin sonucu. Ama çoğu
geri döndü memlekete ve giderken aklına koyduklarını
gerçekleştirmek için işe koyuldu. Artık meslek sahibi ve
para kazanmış kimseler olarak Hemşinliler ilk olarak
geniş aile yapılarının ihtiyacını karşılamak için büyük
evler yaptırdılar. Bu evler Rusya gördükleri evlere çok
benziyordu. Çünkü onlar orada kafalarına koymuşlardı
Rusya evleri gibi büyük evleri memleketlerinde
yaptırmayı.
Bir Rusya gurbetçisi Hemşinlinin Batum’da “Çay İçmek
İçin” treni 500 kırmızı altını vererek durduğu söylenir.
Bu şahıs Küşüve köyünden, Çolakoğulları’ndandır. Hatta
tren görevlisinin, “5 dakka iyot, Çolakov çay piyot”
dediğini de olayı bana aktaran yaşlı Hemşinlilerden
duyup, yazmıştım bir kenara. Bu olay Hemşinlilerin
Rusya’de ne kadar para kazandığının da göstergesi aynı
zamanda. Zaten oradan kazandıkları paranın büyük bir
bölümünü devasa evlere yatırdılar. Rivayet muhtelif. Bir
kısım Hemşinlinin paraları konaklara yatırdıktan sonra,
o koskocaman evlerin içinde komşusunun getireceği bir
tas çorbaya muhtaç olarak yaşadığı söylenir. sahiplerini
sonraları sıkıntıya düşüren ve yazının esas meselesi iki
konağın öyküsüne gelirsek: İki konağın öyküsünün
kahramanları Makrevis(Konaklar) köyündeki Tarakçı ve
Dudi konakları. Bu iki konağın en önemli özelliklerinden
birisi aynı aileye mensup insanların rekabeti sonucu
yapılmış olmaları. Tarakçıoğlu Konağı’nı yaptıran Hurşit
Ağa, gurbete çıkmadan önce de ağa olarak bilinir ve her
gittiği köyde atının terkisine istediği bir kadını
alarak köye dönermiş. Böyle nam salmış vadiye. Rusya
gurbetinden kazandığı parayı da bugün hala ayakta
kalabilen büyük taş konağa yatırmış. 17 odalı, 3 katlı,
pencereleri vitraylı(renkli camlı), misafir odaları
şömineli, ahşap oyma işçiliğinin geleneksel
özelliklerini yansıtan, pencere ve duvar demirleri ve
özel koruma boyaları Rusya’dan getirilmiş taş ve ahşap
karışımı bu konak yazın gelenlerce birkaç günlüğünü de
olsa şenlendiriliyor. Ancak, dış görünüşünün ihtişamını
içeride korunan yerlerde bulmak mümkün. Zaman, konağın
bir çok bölümünü hafızadan silmiş adeta. Asıl büyük
kayıp ise konağın yanına kondurulan ve en az konağın
kendisi kadar zarif görünen misafirhane. Misafirhane de
zamana yenilmiş ve bakım yapılmazsa tamamen yok olacak
gibi görünüyor.
Gel gelelim, böyle gösterişli bir konak yaptırılır da
Tarakçıoğlu Recep Ağa boş durur mu? Recep Ağa da konağın
biraz üstündeki geniş bir araziye, 30 küsur odalı, çatı
ve ahırı ile birlikte 5 katlı büyük bir konak yaptırır.
Bu konağı vadideki diğer konaklardan ayıran en önemli
şey, odalara girişteki “antre” sisteminin bulunmasıdır.
Ev ahşap işçiliğinin tüm inceliklerini yansıtmakla
birlikte, gösterişi ile görenleri şaşkına çevirir.
Aslında ev için “minareler yıkılmış ama mihrap yerinde”
demek daha doğru olur. Çünkü bu konağın durumu Tarakçı
konağından daha da beterdir. Geçen yıllarda bir katın
indirilmesi sonucu ev kaderine terk edilmiştir. Her ne
kadar evin sahipleri üzerini örttürmüşse de bu zamana
karşı direnmesine engel olamamıştır. İçerisi adeta
yağmalanan ve geçmişin izlerinin silindiği konak eğer
müdahale edilmezse tamamen yitirilebilir.Bu duruma kadar
gelmişse şimdiden sonra da kurtarma müdahalesinin
yapılacağı görülmüyor.
Yapımları yıllar süren ve her biri için 7 ayrı taş ocağı
kurulan, buralarda işlenen taşların katırların sırtında
evlerin bulundukları bölgeye çıkarılması gibi zahmetli
işlerle kotarılan bu konakları tarihin karanlıklarına
gömmek kimin harcı?
Merkezde bulunan bu iki Tarakçı konağından başka;
Hacaloğlu ailesine ait, dış cephesi ateş tuğlasından
örülü, içerisi ahşap bir konak mevcut. Sahipleri
zamanında Tahran’da lokantacılık yapmış bu konağın.Bir
dönem de İzmir’de pastacılık işiyle uğraşmışlar.Bu
konağın 1o odası bulunmakla birlikte; hemen yanında
bulunan ve şu an atıl durumda bulunan Deliemet konağının
da, Hacal konağından arta kalan malzemelerden yapıldığı
söyleniyor.Bu söylenti doğru olabilir çünkü yapı
malzemesi, Hacal konağınınkiyle aynı olan Deliemet
konağı da kaderine terk edilmiş.
Konaklar Mahallesi’nde bulunan iki tane de ahşap konak
var.Biri Koçi lakaplı aileye diğeri de Melik lakaplı
aileye ait bu konakların, iç ve dış malzemeleri ahşaptan
yapılmış.Demir aksamları Rusya’dan getirilen bu
konakların, ortak özellikleri, hemen hemen hepsinin
merkezi bir baca ve mutfak sistemine sahip olması, geniş
ahırlar, odalarda banyolar bulunmasıdır.
Yakın zamana kadar birkaç ev dışında üzeri örtülen konak
yoktur, üzeri örtülenler zorlu doğa koşullarına ayak
direyerek en bir yüzyıl daha ömür kazanmıştır
denilebilir. Çamlıhemşin tarihi belgelerin çokça
bulunduğu bir alan değil ne yazık ki. Biz bırakın
konakları Zilkale’nin, taş kemer köprülerin, ısırlı
ahşap evlerin(Üzeri Isır Otu ile örtülen eski evler) ne
zaman yapıldığını bile bilmiyoruz. Evler bir insanın
hafızasının köşe taşlarıdır. Biz bu ilgisizlikle aslında
toplumsal hafızamızda ki kayıtları da yok ediyoruz.
Zaman bize neyi nasıl yapmamız gerektiğini öğretiyor
ancak biz hala görmezden geliyoruz.
Evet, Çamlıhemşin’in Makrevis(Konaklar) Mahallesi’ndeki
iki konağının öyküsü böyle. Ama Çamlıhemşin’de sadece
Makrevis mahallesinde konaklar yok. Önce aşağıdan
başlayalım: Yukarı Vice’de, Aliefendi, Halilefendi,
Reyhanoğlu, Şeref’in ev ve Ofluoğlu olmak üzere 5 tane,
Mikrun-Kavak’ta Hacıelimler, Sıçanoğlu,Pelitler ve
Ertançlar olmak üzere 4 tane, Habak köyünde Hacıali
efendi, Sarıoğlu olmak üzere 2 tane, Makrevis’te
Tarakçılar, Hacallar, Deliemetler,Koçiler, Melikler
olmak üzere 7 tane, Küşüve köyünde Kozizler, Mazikler,
Çolakoğulları vs. olmak üzere 5 tane konak
bulunmaktadır. Vadiden yukarıya doğru gidildikçe Ortan,
Çinçiva, Mollaveyis ve Başhemşin’de de konaklar
bulunuyor. Bunların ortak özellikleri her birinin yazın
açık olması, kışın ise içlerinde kimsenin kalmaması.
Bazı konaklar yapı malzemesine göre de farklılık
göstermektedir. Taş göze denilen sistemle yapılanların
yanı sıra kesme taştan ve ahşaptan yapılanlar da
mevcuttur.Konakların büyük bir bölümü, Rusya, İran,
Polonya gibi dış gurbetlerden kazanılan paralarla
yaptırılmıştır.
Pastacılık ve fırıncılık mesleğini öğrenen Hemşinliler,
dışarıda kazandıkları paraları, genilş aile yapısından
dolayı bu devasa evlere yatırmıştır. Bu evlerin ayırt
edici bir özelliği de, Hemşinliler’in Rusya’da
gördükleri ev modellerini, yaşadıkları yerlere
uygulamasıdır.
Günümüzde, bu konakların birçoğu ayakta kalmışsa da,
bazıları sahiplerinin ilgisizliğinden dolayı yıkılmaya
yüz tutmuştur. Konakların korunması için ev sahiplerinin
bir adım atması gerekiyor. Umarım, ileride turizm
faaliyetlerinin içerisinde yer alarak kurtulurlar.
*Bu yazı, bahsedilen bölgeler üzerinde geniş bilgilere
sahip, dostumuz gazeteci Uğur BİRYOL tarafından
yazılmıştır. Uğur BİRYOL rehberlik desteğindede
bulunmaktadır.
ubiryol@gmail.com |