|
UĞUR
BİRYOL
Şehrin
meşakkatli hayatından bunalanlar için doğa bulunmaz bir
nimettir. Doğanın en zengin hallerinin bulunabileceği “
yağmur, güneş, kar, rüzgâr, bulutlar, sis” bir yer var:
Kaçkarlar. Kelimenin tam anlamıyla dört mevsimin
yaşanabileceği bir bölge olan Kaçkarlar’ı bütünüyle
hissedebilenler bence çadırıyla kamp kurmaya
gelenlerdir. Neden diye sorulacak olursa? Birincisi
kampçılık, gelenlere daha çok yer gezme fırsatı verir.
Daha çok yer gezen insan da daha fazla şey görür. Mesela
Kavrun Yaylası’nda pansiyonda kalıyorsanız ve
gezmiyorsanız, Kaçkar’ın eteklerindeki gölleri nasıl
göreceksiniz? Ya da Kaçkar’a yakın tepelerden zirveyi
nasıl izleyeceksiniz? Ayder’e insanlar daha ziyade
piknik yapmaya gider. Çokça da kaplıcaya girmek için.
Oysa Ayder’den Kavrun, Avusor, User gibi yaylalara
araçlarla gidilebileceği gibi yürünerek de ulaşılabilir.
Üstelik yürüyüş güzergâhında çadır kurulabilecek alan
çoktur. Çamlıhemşin yaylalarında Ayder, Kavrun, Amlakit
gibi yerlerde pansiyon vardır. Ayder’de oteller de
vardır ve bu nedenle daha çok insanın gelmesini sağlar.
Yer sıkıntısı Çamlıhemşin’in en önemli sorunlarındandır.
Çamlıhemşin, ilçe merkezinden sonra iki vadiye ayrılır.
Ayder’in olduğu Hala Vadisi’nde gelenler daha çok
pansiyonları tercih eder. Kavrun’da özellikle Kaçkar’ın
eteklerinde yabancı misafirler kamp kurar ve az önce
bahsettiğim gibi doğanın tadını çıkaran onlardır.
Fırtına Vadisi’ne gelince Ortan ve Çinçiva köylerinde
iki pansiyon bulunuyor. İsrail’den gelen turistler
genellikle Ortan köyündeki Doğa Oteli’ni tercih eder.
Yerli turistler ise Çinçiva’daki Fırtına Pansiyon’u
tercih eder. Tabii bir de Ayder'deki konaklama alanları
var: Fora, Kuşpuni, Serender, Kardelen vs..Sonra
Amlakit'te Ufuk pansiyon, Kotençur'da dağ evi, Kale'de,
Çat'ta, Elevit'te, Sal'da ve Pokut'ta da pansiyonlar
var.Daha önce Kaçkar’a gelmiş olanlar yıllar önce
yöredeki turizm potansiyelini keşfedip, Kaçkarlar’ı
dünyaya tanıtan Fırtına kenarındaki Sisi pansiyonunu
hala sorarlar. Ama ne yazık ki Savaş Güney’in ölümünden
sonra Sisi de o eski, güzel günlerine veda etti.
Yürümeyi ve kamp kurmayı seven turistler için Fırtına
Vadisi’nde oldukça uygun güzergâhlar mevcut. Zilkale ve
Çat köprüsüne yürüyüşler yapılabilir ve Çat köprüsü
geçilerek kamp yapılabilir. Çat’ta iki de pansiyon var.
Dileyenler oralarda da kalabilir. Çat’tan sonra araçla
ya da yürüyerek Elevit-Karunç-Trovit-Palovit-Amlakit
güzergâhında, yaylalarda kalınabilir. Eğer şanslıysanız
yaylacılara konuk olabilirsiniz. Bu arada yöreye gezmeye
gelenlerin dikkat etmesi gereken iki önemli husus var
ki, bunlardan biri yöreyi bilmeyenlerin mutlaka rehberle
yola çıkması ikincisi de olumsuz hava koşullarına(aniden
bastıran yağmur, fırtına) karşı tedarikli olmaları.
Çamlıhemşin, turizm alanında yeni yeni adını duyurmaya
başladığından, altyapı sorunları ve ödeneksizlikten
dolayı donanımlı konaklama alanlarına sahip değil ama
özellikle kampçılar için çok uygun bir coğrafya. Zaten
Çamlıhemşin gibi dik yamaçlardan oluşmuş bir bölgeye
yatak kapasitesi yüksek oteller yaptırmak yörenin geri
dönülemez çevre sorunlarıyla baş başa kalması demektir.
Bunun yerine yaylalarda ev pansiyonculuğu
geliştirilebilir ya da kampçılık için daha çok yürüyüş
rotası belirlenebilir. Çamlıhemşin’i yakından tanımanın
en iyi yolu onu araçla baştanbaşa gezmek değil aksine
kapı kapı, yayla yayla dolaşıp, bulutlara daha yakın
olmaktan geçer.
KAÇKARLAR’IN CAN DAMARI:BUZUL GÖLLERİ
Kaçkarlar’ın
en önemli kaynak değeri buzul gölleridir. Kaçkar
Dağları’nın Milli Park olmasındaki en büyük etken birçok
buzul gölü bünyesinde barındırmasıdır. Buzullar, karın
yeniden kristalleşmesi, sıkışması ve bir araya
toplanması ile meydana gelir. İklim değişikliklerinin ve
yerçekiminin etkisiyle hareket ederler. Soğuk iklimlerde
aşağıya doğru sarkan buzullar, ilerlerken üzerinde
kaydıkları zeminden aldıkları parçalarla yeryüzünü
şekillendirirler. Binlerce yıl süren hareketleri
sonucunda V biçimli vadileri aşındırarak tekne biçimli
vadilere dönüştürürler. Kaçkarlar’daki Hodeçur, Kavrun,
Çeymakçur, Avusor- Bulut Kaçkar ve Verçenik vadileri
tipik buzul vadileridir. Eğimin az ve kaya yapısının
dirençsiz olduğu bölgelerde ise buzulların akması ve
geri çekilmesi sırasında çukurlar oluşur. Bu hareketler
zamanla çukurlukları derinleştirir. Onların suyla
dolmasıyla da buzul gölleri meydana gelir.
Buzul göllerine nasıl ulaşılabilir? Hodeçur’a
Erzurum-İspir’den ulaşılabileceği gibi Çamlıhemşin’den
Kaleköy’e giderek de ulaşılabilir. Kaleköy’den Hunut
Dağı’na aşılır, oradan da Hodeçur’a geçilebilir ..Bu
göllere ulaşmak için 3-4 saatlik yürüyüşleri göze almak
gerekir. Kaçkar’a kuzeyden çıkış noktası olan Kavrun
yaylasına, oradan da Kavrun’un üzerindeki “Gelgelan”
denilen buzul gölüne, Olgunlar tarafından da ulaşıbilir.
Aynı şekilde Çeymakçur ve Avusor yaylalarına Ayder’den 1
saatlik araç ulaşımı ile gidildikten sonra, yürüyerek 45
dakikalık bir performansla göllere çıkılır. Verçenik
tarafındaki, Atmeydanı, Kapılı, Kumlu, Adalı ve Tatos
göllerine de Verçenik yaylasından 1-2 saatlik
yürüyüşlerle rahatlıkla gidilebilir.
Evet buzul göllerine ulaşmak aslında o kadar da zor
değil..Tabii buralara araç ulaşımının olmaması, gözü
dönmüş yerli turistlerin ulaşımını engellediğinden,
buzul gölleri tertemiz kalabilmiştir. Dün, Avusor
yaylasından 45 dakikalık yürüyüşle çıkılan Avusor Deniz
Gölü’nün yamacında, beyaz orman güllerinin, dağların
eteklerine yayılmış sislere fon oluşturduğu, olağanüstü
peyzajın karşısında bir kez daha nutkum tutulurken,
buralara her daim yakın olma şansım olduğu için çok
mutluydum… Kemerli Kaçkar olarak bilinen Bulut Dağı’nın
dibindeki turkuvaz mavisi rengindeki bu gölün kıyısında
insan, yaşamın içindeki tüm sıkıntılarını rahatlıkla
unutabiliyor, adeta deşarj oluyor…Buralara gelmeye
hevesli olanlara ısrarla tavsiye ediyorum, bir günlük
kampınızı mutlaka bu göllerin kenarında yapın,
yazdıklarıma hak vereceksiniz..
KAÇKARLAR’DA TARİHİ YAPILAR
KALE-İ ZİR (ZİLKALE)
Zilkale,
bölgenin en dikkate değer eserlerinden biridir. İlçe
merkezinin 15 km. güneyinde, Fırtına Deresi'nin batı
yamaçları üzerinde kurulmuştur. Kalenin üzerinde inşa
edildiği sarp kaya kütlesi denizden 750 metre dere
yatağından yaklaşık 100 metre yüksekliktedir. Kaleyle
dere arasında gizli bir geçitin olduğu ve zamanla
kapandığı söylenmektedir.
Doğal bir
kaya kütlesi üzerine kurulan kale, dış surlar, orta
surlar ve iç kaleden meydana gelmektedir. Dış kalenin
kapısına kuzeybatı yönündeki patika bir yolla ulaşılır.
Kuzeydeki kapının söğe taşları sökülmüştür. Bir teras
yardımıyla orta surlar seviyesine çıkılır. Buradan
ikinci bir kapı yardımıyla kale içerisine girilir. Orta
kale içerisinde üç önemli yapı bulunmaktadır. Bunlar
muhafız binası, şapel ve başkuledir. Kulenin dört katlı
olduğu duvarlardaki hatıl izleri ve kiriş deliklerinden
anlaşılmaktadır. İçerisinde ince bir bölüntü duvarı ve
dolgu toprak vardır. Duvarlar üzerinde doğu (vadi,
manzara) yönünde kemerli pencereler, diğer taraflarda
mazgal delikleri bulunmaktır. Kulenin üstünün dendanlı
bir teras şeklinde olduğu belirlenmiştir. Duvarlar
içerisinde dikey uzanan boru yuvaları belki de kapanmış
sarnıçlara su akıtıyordu.
Kalenin kesin yapılış tarihini belirtecek veriler
yoktur, 14-15 yüzyıllara tarihlendirilmektedir. Bölgenin
ilk çağları gibi orta çağ tarihi de karanlıktır. Hemşin
yöresinin İlhanlı, Karakoyunlu, Akkoyunlu zamanlarında
tam olarak mı kısmen mi fethedildiğini bilmiyoruz. Varoş
Kale, Zil Kale, Cihar Kale ve Pazar Kız Kaleleri hem
yörenin, hem de Bayburt'a ulaşan önemli bir ortaçağ
kervan yolu üzerinde güvenliği sağlıyorlardı.
Osmanlıların bölgeyi fethinden sonra kale kullanılmaya
devam etmiştir. Kalede bulunan iki el topu Trabzon
Müzesi’ndedir.
KALE-İ
BALA (YUKARI KALE)
Çamlıhemşin
İlçesi'ne 40 km. uzaklıkta Hisarcık Köyü sınırları
içerisinde Fırtına Deresi'nin kaynaklarına hakim bir
noktada kurulmuştur. Kaynaklarda geçen bir diğer adı da
Varoş Kale'dir
Kalenin ana
planı dikdörtgen olarak tanımlanabilir. Doğu, güney ve
kısmen kuzey sarp kayalıktır. Batı tarafı eğimli bir
arazi üzerindedir. Giriş kapısı kuzeybatıdadır. Kalenin
kurulduğu yer ve duvar işçiliği bakımından Zil Kale ile
ilişkisi açıktır. Zil Kale ile aynı tarihlerde yapılmış
olmalıdır (14-15. yüzyıl)
FIRTINA’NIN KAMBURLARI
Tilmisivat’tan Apevanak yaylasına kadar irili ufaklı 20
kadar taş kemer köprü bulunmaktadır. Bu köprülerin bir
kısmı da Ayder’e doğru uzanan Hala Deresi üzerindeki üç
köprüdür. Bunlar Hala, Mikrun ve Çuklanut köprüleridir.
Fırtına
Deresi boyunca uzanan köprüler ise sırasıyla; Tilmisivat,
Orenkit, Ham Köprü, Makrevis, Ortan, Kale (ki bu
köprünün üzerine beton dökülerek araç yolu için
kullanılmaktadır.), Çinçiva, Çilanç (Çat)
köprüleridir.Geri kalan köprüler ise Verçenik-Kale
yaylasının yol ayrımında yer alan ve yine araç yolu
olarak kullanılan ham köprü ile Apevanak, Kale
yaylalarındaki küçük taş köprülerdir.
Bir de
Makrevis gibi bazı köylerin değirmenlerinin yanı başında
küçük kemer köprüler bulunmaktadır. En temel özelliği
harç kullanılmadan, yontma taş tekniğiyle yapılan bu
köprülerin mimarı yönden taş tekniğinde ayrı bir yeri
vardır. Bugün de hala kullanılan bu köprülerin bazıları
Karayolları tarafından restore edilmiş ancak özellikleri
kaybolmuştur. Restore edilen köprüler de Ayder
tarafındaki köprülerdir. Çinçiva (Şenyuva) Köprüsü Eski
bölgenin yaygın taş köprülerinden birisidir. Tek bir
kemerle Fırtına Deresi geçilmiştir. Ayrıca korkuluk
duvarı tamir edilerek üzerine demir bir kısım ilave
edilmiştir. Köyün yaşlıları H. IIII/M. 1699 tarihli bir
kitabesinin 1946 yılındaki bir selde kaybolduğunu
kaydederler. Eğer bu doğru ise, yapı bölgenin en eski
köprülerinden birisidir.
KAÇKARLAR’IN EKOLOJİK DEĞERİ
Vadide yıllık
ortalama yağış miktarı 2000 mm.nin üzerindedir ve yüksek
kesimleri sürekli sis altında. Alüviyal akarsu ormanları
(kızılağaç), geniş yapraklı ılıman ormanlar (doğu
kayını), iğne yapraklı doğu ladini ormanları, yapraklı
ve karışık ormanlar, geniş alpin çayırlıklar ve kayalık
habitatlar, nadir şimşir ormanları gibi Doğu Karadeniz’e
özgü bütün habitatları burada bulmak mümkün. Bu
değerlerinden ötürü, Fırtına Vadisi ormanları, WWF
(Dünya Doğayı Koruma Vakfı) tarafından Avrupa’da acil
korunması gereken 100 ormandan biri olarak ilan edildi.
Fırtına
Vadisi, Kaçkar Dağları ile birlikte 537 odunsu bitki,
136 kuş, 30 memeli, 21 sürüngen ve 116 endemik bitki
türüne ev sahipliği yapar. Fırtına, Hemşin ve Çağlayan
dereleri, her yıl Karadeniz’den iç kısımlara göç ederek
yumurtadan çıktıkları yere yumurtlayan “deniz
alaları”nın da yuvasıdır. (yani üzeri kırmızı pullarla
örülü dere alabalığı)
Doğu
Karadeniz Dağları Önemli Bitki Alanları(ÖBA) içinde
Fırtına Vadisi, çeşitli vejetasyon tipleri ve flora
zenginliğiyle diğer vadilerden belirgin bir farklılık
sergiler. Doğu Karadeniz Bölgesi için yapılan flora
çalışmalarının en kapsamlılarından biri olan Rize
Florası adlı çalışmada, Fırtına Vadisi’nin Rize ili
bitki alanı sayısının yarısından fazlasını barındırdığı
ortaya çıktı. Buna göre Kaçkar Dağları, özellikle milli
park ve yakın çevresi, Doğu Karadeniz’deki endemik
alanların %30'una tek başına ev sahipliği yapıyor.
Alanda orman, nemli dere, sucul ve sulak alan, subalpin
ve alpin olmak üzere 4 vejetasyon tipi vardır:
Orman
alanları: Çoğunlukla yapraklı ve iğne yapraklı
ormanların egemen olduğu bir kuşaktır. Bu bölümün
300-1500 m yükseltiler arasındaki kesiminde yapraklı
türler; 1500 metreden yukarı kesimlere doğru çıkıldıkça,
iğne yapraklı türler karışıma daha yüksek oranda
katılmaktadır. Doğu kayını (Fagus orientalis), doğu
ladini (Picea orientalis), Anadolu kestanesi (Castanea
sativa), sapsız meşe (Quercus petraea subsp. iberica),
adi gürgen (Carpinus betulus) ve porsuk (Taxus baccata)
gibi odunsu türler bulunmaktadır. Bu kuşakta zengin
orman altı otsu florası da yer almaktadır. 1500-2000 m
yükseltiler arasındaysa nemli-yarı nemli, kışa
dayanıklı, iğne yapraklı saf ya da karışık ormanlar
yaygın durumdadır. Bu ormanlar; doğu ladini, Doğu
Karadeniz göknarı (Abies nordmanniana ssp. nordmanniana),
sarıçam, karışık ve saf ormanlarıdır. Kuzey bakılarda
meşcere halinde sapsız meşe bulunmaktadır.
Nemli dere
alanları: Nemli dere vejetasyonunun ana elemanı
kızılağaç (Alnus glutinosa) ormanlarıdır. Genellikle
1000 m’nin altındaki dere yataklarında yayılış
göstermektedir. Bu orman yapısı, Çamlıhemşin merkezde
olarak Zilkale, Çat-Palovit kavşağı ve Çamlıhemşin –Ayder’de
bulunmaktadır.
Subalpin ve
alpin vejetasyonu: Deniz seviyesinden 2200 m, yer yer de
2400 m’lere kadar çıkan ormana ait formasyonlarla, bunun
üzerinde yer alan yüksek dağ katı çayırlarından
ibarettir. Rize'nin alpin kat vejetasyonu, orman üst
sınırından itibaren 3100-3200 m’lere kadar devam eder.
Yüksek dağ katı; Sibbaldia parviflora, Alchemilla spp.
ve Nardus stricta’nın yaygın ve baskın olduğu alpin
çayırlarla; Kafkas orman gülünün (Rhododendron
caucasicum) baskın olduğu çalılıklardan oluşmaktadır.
Otsu türlerin örtme derecesi %30'u geçmez; çalı
tabakasının örtme derecesiyse %70'dir. Bu ormanların
tabanlarında liken ve yosunlara rastlanmaktadır. Bu
orman yapısı Çamlıhemşin’de Hisarcık Koyu, Lamli-Dilek
Dağı, Yukarı Kavrun-Çengovit, Ortayayla köyü-Kumarlık
Tepe’de bulunmaktadır.
Fırtına
Vadisi içerisinde bulunan bitki örtüsü, özellikle belli
bazı orman formasyonları ve ekosistemlerle dikkat
çekmektedir. Temel olarak, bu ekosistemlerde, değişik
yerlerde yayılan üç çeşit formasyon görülmektedir:
Alüviyal ormanlar, şimşir ormanları ve doğal yaşlı orman
toplulukları.
Alüviyal
ormanlar: Bu alanlar, yaşam ortamlarındaki
değişikliklere dayanabilen çok özel bir ekosistemi,
alüviyal akarsu ormanlarını barındırmaktadır. Burada
yaşayan bitkiler derin köklüdür ve yüksek bir üreme
potansiyeliyle mekanik hasarlara karşı belirgin bir
dayanıklılık gösterirler. Bu yapılar, akarsularda yer
alan birçok yaşam biçimi için gerekli yerleşim yerlerini
sağlarlar.
Şimşir
ormanları: Fırtına Vadisi’nde bulunan örnekleri, bu
türün en dikkat çekici topluluklarını oluşturmaktadır.
Ağaçların çaplarının 8-32 cm arasında değişmesi ve
boylarının yer yer 8-10 m’ye kadar ulaşmasıyla anıt
özelliği kazanmaktadırlar. Bu ormanlar, Fırtına
Vadisi’nin en önemli biyolojik kaynak değerlerinden biri
olmakla kalmayıp, olağanüstü güzellikleriyle estetik
kaynak değerlerinin de başında gelmektedir. Alanın
içerisinde ve hemen dışında çeşitli mevkilerde bulunan
şimşir (Buxus sempervirens) ormanları dere kenarlarında
görülse de, yamaç alanlarda da büyük parçalar halinde
bulunabilmektedir. Bu orman parçalarının yaygın olarak
bulunduğu yerler, 900-1300 m arasında Çamlıhemşin-Meydan
yolu üzerinde, Şimşirlik mevkiinde, Kito ormanlarıyla
Palovit Vadisi içinde bulunmaktadır. Şimşir ormanları
içerisinde bulunan diğer tipik bitkiler arasında Ilex
colchica, Hedera colchica, Rubus spp., Oxalis spp.,
Trifolium spp. ve bazı mantarlarla yoğun kara yosunları
sayılabilir.
Doğal yaşlı
ormanlar: Doğal Yaşlı Ormanlar yalnızca orman
ağaçlarından ibaret değildir. Bu ormanlar doğallık ve
yaşlılığı yansıtan özelliklerin, ekosistem sağlığının ve
biyolojik çeşitliliğin en mükemmel şekilde korunduğu
yerler olarak bilinmektedir. Epifitik bitkilerin
çokluğuyla dikkat çeken bu ormanlar, tehlike altındaki
türlerin de %13 kadarını içermektedir. Fırtına Vadisi ve
Palovit Vadisi, içerdikleri doğal yaşlı ormanlarla, hem
bölgenin, hem de ülkenin en bozulmamış birkaç orman
ekosistemi arasında değerlendirilebilir. Fırtına Vadisi
içerisinde yaklaşık 4603 hektar doğal yaşlı orman
bulunmaktadır.
KAÇKARLAR’DA YABANİ HAYVAN POPÜLASYONU
Bölge, bitki çeşitliliğinin yanı sıra barındırdığı
hayvan türleriyle de doğa koruma açısından büyük önem
taşımaktadır. Türkiye’de en yoğun bozayı (Ursus arctos)
popülasyonunun bulunduğu bölgelerden biri olanda
alanda, yaban domuzu (Sus scrofa), çengel boynuzlu dağ
keçisi (Rupicapra rupicapra), yaban keçisi (Capra
aegagrus), kurt (Canis lupus), tilki (Vulpes vulpes),
çakal (Canis aureus), yaban kedisi (Felix silvestris),
vaşak (Lynx lynx), karaca (Capreolus capreolus) ve
porsuk (Meles meles) en önemli türlerdendir. Daha
önceleri yoğun olarak bulunduğu bilinen ulu geyik (Cervus
elaphus) özellikle aşırı avcılık nedeniyle artık çok
nadir görülmektedir.
Alan,
içerdiği sakallı akbaba (Gypaetus barbaratus), kızıl
akbaba (Gyps fulvus), kara akbaba (Aegypius monachus),
kaya kartalı (Aquila chrysaetos), huş tavuğu (Tetrao
mlokesewiczi) ve ur keklik (Tetraogallus caspius)
popülasyonları nedeniyle, kuş toplulukları bakımından
Doğu Karadeniz Dağları Önemli Karasal Alanlar (ÖKA)
içinde yer almaktadır.
Yakın
zamanlara kadar, yöredeki dereler içinde el değmeden
kalabilen tek akarsu olan Fırtına Deresi, başta
hidroelektrik santraller olmak üzere, yol inşaatları,
turizm ve çarpık gelişimin tehdidi altındadır. Özellikle
sayıları ve boyutları giderek artan taş ve kum ocakları,
alüviyal akarsu ormanlarının hem akışı düzenleme, hem de
alabalıklar ve diğer canlılar için yaşam alanı oluşturma
işlevine büyük darbe vurmaktadır. Kıyıya yakın kesimdeki
sahil ve bataklıklara, nehir ağzındaki bitki
topluluklarına ve nadir habitatlara büyük ölçüde zarar
verilmiştir.
Fırtına
Vadisi boyunca yer alan şimşir ormanları, yasa dışı
kesimler nedeniyle azalmaktadır. Hemen yanı başındaki
Kaçkar Dağları Milli Park sınırlarının, bir ekolojik
koridor şeklinde, Fırtına Vadisi’nde yer alan ve mevcut
Milli Park sınırları içinde temsil edilmeyen değerli
habitatları da içine alacak şekilde genişletilmesi,
doğal habitatların bütün bu tehditlere karşı korunmasını
güvence altına alacaktır.
Bir yeri
gezerken, o yerin sadece “manzarası”nın güzel olup
olmadığıyla ilgileniyor, arka planında nelerin olduğuna
bakmıyoruz. Oysa “dünya yalnız bizim değil.” Fırtına
Vadisi gibi Türkiye’de tür ve ekoloji açısından zengin
olan yüzlerce alan var. Onları koruyup kollamak da bize
düşüyor, değil mi?
*Bu yazı, bahsedilen bölgeler üzerinde geniş bilgilere
sahip, dostumuz, gazeteci Uğur BİRYOL tarafından
yazılmıştır. Uğur BİRYOL rehberlik desteğinde de
bulunmaktadır.
ubiryol@gmail.com |