Kendi
yolunu kendi yapan kişidir dağcı.
Yalnızlığı sevmeyen dağa çıkmasın.
İnsan
yaşamının boyutlarını zenginleştiren bir serüvendir dağcılık.
Bu olanağa sırt çeviren dağcının süsten başka bir şey
değildir sırt çantası.
Türkü
söylemenin belki de en güzel, en doğal dürtüsü, önüne geçilmez
bir istekle, nasıl olduğunu pek anlamadan, birden bir türkü
tutturmak, tadını çıkara çıkara söyleyip gitmektir, - amaç
türkünün sürmesidir, türküyü sona erdirmek değil.
Dağa
tırmanmakta türkü söylemek gibi. Doruğu ele geçirmek için
dağa çıkanlar dağdan bir şey anlamazlar. Gerçek
dağcı, dağı sözüm ona bitirmekten çok dağda geçen
zamanı seven kişidir. Dağcı, olanca varlığıyla dağda
yaşadığı zamanı üstün tuttuğu içindir ki dağa tırmanır.
Doruk ancak dağda yaşanan zamanın bir parçası olarak
önemlidir. Dağ, doruk değildir.
Dağcı
doruk için değil kendisi için, dağdaki-kendisi için
dağa çıkar. Doruk bir bakıma, dağ yaşamının
amacıdır.. Dağa doruğun aracı gözüyle bakamaz dağcı.
Dağcının amacı : kendini bulmak, kendini bilmektir. Belli
bir şey için değil, yeniden doğmak için çıkılır dağa.
Dağa
çıkmak, doğa yüzeyinde dolaşmaktan çok doğanın içine
inmektir. Dağın hakkını ne denli verirsen o denli doğanın
derinliklerine inmiş olursun.
Güzel
görünümlerin gerçekten tadına varmak için, nice nice bayırlar
tırmanıp yükseklere çıkmak gerek.
Uzaktan
bakınca iri sorunlar gibidir dağlar, çoğun yüreksiz kılar
insanı. Oysa zaman yitirmeden davranmak gerekir; - Kalk yürü!
*Üstadımız Nermi
UYGUR'un "Yaşama Felsefesi kitabından seçmeler.