Ana Sayfa

| Gezi Güncesi | Çeşitli Bilgiler | Fotoğraflar |Site Haritası | Hakkımızda | İletişim
0212 251 17 63

 

       
   

Katılımcımız ASU ULUPINAR'IN 14-21.07.05 GEZİ GÜNCESİ*

 

TUR: TAMZARA TURİZM “DOĞU KARADENİZ TURU”

REHBERLERİMİZ: CEVDET VE TANER

ARACIMIZ:53 M 4498 plakalı FORD TRANSİT

KAPTAN ŞOFÖRÜMÜZ: HÜSEYİN

 

14 Ağustos 2005

            Trabzon’a indiğimizde çok güzel bir hava bizi karşıladı. Toplam 8 kişiyiz. Önce Ganita Çay Bahçesine oturduk, manzarası çok güzel ve hava alanına çok yakın bir çay bahçesi. Ayasofya Müzesi’ni gezdikten sonra Akçaabat Köfte Salonu’nda köftelerimizi yedik. Ardından Sera Gölü, Zagnos Köprüsü, St. Anna (Ayvasıl) kilisesini, Gülbahar Hanım Cami ve Medresesini, Trabzon Müzesi’ni Atatürk Köşkünü ziyaret ettik. 

            Arnavut kaldırımlı yemyeşil ve tertemiz bir şehir Trabzon, Boztepe, Cephanelik, Kızlar Manastırı gördüğümüz diğer yerlerdi.

            Günün yorgunluğunu Trabzon’u kuş bakışı izleyerek semaverde demlenmiş, kıtlama şekerlerle içtiğimiz çayla attık.

            Coşandere’de konakladık.

15 Ağustos 2005

Coşandere’de çok konforlu bir geceden ve kahvaltıdan sonra Sümela manastırına doğru yola çıkıyoruz.

            Manastır, 13yy.’da inşa edilmiş, kütüphane ve eğitim birimlerinde oluşuyor. Kemençe çalarak horon tepen bir grup Rum’u görmek heyecan vericiydi.

Asırlarca önce bu topraklarda yaşamış, ruhunu terbiye etmiş bir kültürün izlerini sürmek çok etkiliydi. Daha sonra uzun Ali’nin dağlardaki sulardan trafo yardımıyla elektirk elde ettiğini gördük.

            Şimdi Dilaver’in yerindeyiz. Biraz sonra Santa bölgesine doğru yola çıkacağız.15 – 20 hanelik bir yerleşim yeri. Evler taştan yapılmış ve çatıları kurşun. Çevrede birçok kilise var, sırtımı güneş ısıtıyor. Ayaklarımı tepeden sarkıttım, insanı bunaltmayan serin bir rüzgâr var. Yalnızca doğanın sesi hâkim buralara.

            Yeşil dağların arasından yılan gibi süzülen yollar geçiyor. Her tepenin yanında farklı yerleşim yerleri görülüyor.

            Dilaver’in yerinde öğlen kumanyalarımızı yedikten sonra Krom Vadisine doğru yola çıktık. Karaca Mağarası sarkıt, dikit ve tavan boylarının 145 bin yılda oluşması sebebiyle, şuan yeryüzünde eşi bulunmayan bir mağaraymış. Mağara boşluğu 15 bin yılda tamamlanmış. Sarkıt ve dikitlerin 1 cm. uzaması bu bölge için 10 yılmış. Mağara Gümüşhaneli jeoloji mühendisi tarafından bulunmuş.

            Kral pestil ve kömesini gerek ikramları gerekse nazik yaklaşımlarıyla bizi çok sevindirdiler. Akşama Coşandere’ye geri döndük.

 

  16 Ağustos 2005

            Yolculuğumuzun 3. günüdeyiz. İsrailli misafirlerimizde aracımıza sıkıştırdıktan sonra Vaselon Manastırı’na doğru yola çıktık. Vaselon Manastırı’nın yürüme parkuru çok güzel. Manastır, Sümela’dan 150 yıl daha eski… Manastırın hali içler acısıydı. Bakımsızlık ve vandalizmin hazin örneklerindendi.

           

Koru Tesislerinde taze mezgitlerimizi afiyetle yedik.

 

            Şu an Kastel konağındayız. Konağın kapı ve tavan işlemeleri mükemmeldi. Uzun göle doğru yola çıktık. Şu an Ayderdeyiz Doğa’da harika yemekler yedikten sonra İstanbul Pansiyon’a vardık. Burası ahşap, çok şirin bir ev görünümünde… Ayder deyince aklıma Reis ve onun unutulmaz sohbetleri geliyor aklıma.

 

17 Ağustos 2005

            Sabah 6’da çok dinç ve huzurlu bir şekilde uyandım. Battaniyeye sarılıp dışarıda “Aylak Adam” adlı kitabımı bitirdim. Sonra Reis geldi 8’e kadar sohbet ettik. Doğanın insana bu kadar iyi geldiğini ve insana en yakın şeyin doğa olduğunu beklide ilk kez bu kadar iyi anladım.

             "Ogzala"nın Lazca “yürümek” anlamına geldiğini öğrendim. Daha öğrenecek çok şey vardı elbette.

Reis gece eğlencesi için “Nehir akar kum kalır.”dedi. (eğlencenin başında herkes çok oynar ama gecenin sonunda doğru az ve öz bir grup kalır.)ne kadar güzel bir benzetme. Şimdi Kavron Yaylasına oradan da Çengovit Göllerine doğru gideceğiz.

Aşağı yukarı 14 km. yol yürüyerek tamamladık. 2800 m’ye çıktık ve ben ilk kez bir buzul gölünde hayatımın en soğuk ve en güzel yüzüşünü gerçekleştirdim.

Çok keyifli bir yolculukla aşağı indiğimizde Reis’le Kaç-Gel Pansiyon’a uğradık. İlk tulumu, tüfek atışını ve Uğur Yücel’le merhabalaşmayı 20 dakikalık bir sürede orada yaşadık.

            Doğa’da yine tadına doyum olmayan Karadeniz yemeklerini yedik. Çise Cafe Restourant’ta tulumla tanışıklığımızı arttırıp horon tepmeye kadar işi ilerlettik.

            Müziği, dansı, yaşamayı, gülmeyi, bu kadar seven bir kültürle tanışmak çok heyecan vericiydi.

            Reis’in kemençe konserini de unutmamak gerekir. Yorulmak sözcüğü bu insanların sözlüğünde yok.

18 Ağustos 2005

Sabahleyin biraz gecikmelide olsak yola çıktık. Bu günkü rotamız Çat, Zilkale… Köprü üstünde çamlı Hemşin konaklarını izleme şansımız oldu. Bu konaklarda köklü ve büyük aileler barınıyormuş. Yol üstünde Atatürk’e suikast girişiminde bulunan Ziya Hurşit’in evini de gördük.

            Palovit Şelalesi’ni sözcüklerle anlatabilmekte zorlanıyorum. Su sesi gökkuşağı bir yeryüzü cenneti…

            Çağlayan Köyü’nde geleneksel Karadeniz evlerini göreceğiz. Akşam Arhavi’de konaklayacağız.1969’ yapılmış olan şenyuva köprüsünü de gördük. Bu bölgede bolca teleferikli ev var.

19 Ağustos 2005

Şuan Sarp Kara Hudut Kapısındayız. Gudeli sepetlerinde meyveler satıyorlar. Meyve toplamak için kullanılan bu sepetler V şeklinde ve ucunda ahşap bir kancası var. Maçaheldeyiz (Camili), bir gürcü köyü. Köyün aynı zamanda imamı da olan Hüseyin Amca bize bal ve balcılık üzerine çok keyifli bilgiler verdi. Akşama Kara Göl de konakladık. Burası beni ençok etkileyen yerlerin başında geliyor. Gece ateş yakıldı. Kurbağalar senfoni orkestrasının eşliğinde gölün yanında Gürcü Şaraplarımızı, çay ve ıhlamurlarımızı yudumlarken, Doktor Bey’in sohbetleriyle gecenin nasıl geçtiğini gerçekten anlayamadım.

            Sabahleyin gülümseyerek kalktım. Göl kıyısında çok keyifli bir kahvaltı yaptık. Yusufeli’ne doğru yola çıktık. Rehberimiz Taner bugün başka bir grubu karşılamak üzere aramızdan ayrılacak. Yol üzerinde Dört Kilise’yi de gezdik. Tahta asma köprünün yanındaki otelimize yerleştik.

            Grupça çok hoş bir uyum ve dinamizm kazandık. Sohbetlere doyum olmuyor. Akşam yürüyüşünden sonra dere kenarındaki odamızda su sesinin eşliğinde son gecemizi bitiriyoruz. Yarın geri dönüş günü.

21 Ağustos 2005

Bugün birkaç kilise ziyaretinden sonra Erzurum’a hareket edeceğiz. Çifte minare ve Yakutiye Camilerinin ziyaretinden sonra İstanbul yoluna çıkacağız.

            Bir haftaya ne güzel sohbetlerin, doyulmaz yerlerin, tatların sığması insana yaşamını gözden geçirme fırsatı veriyor.Yetmeyen zaman değil bizim dünya işlerimiz. Yalnızca tur rehberimiz değil arkadaşlarımız olan Cevdet ve Taner’i tanımış olmak bu gezi onlarla gerçekleştirebilmiş olmanın ayrıcalığını da hep hissedeceğim….

 

 

 

 

*Asu Ulupınar'ın gezi güncesinden aynen alıntılanmıştır.

 

Asu Ulupınar'a ve diğer tur katılımcılarımıza (dostlarımıza ) yürekten bir kez daha teşekkür ediyoruz.

 

 

 

 

     
 
Ana Sayfa

|

Gezi Güncesi

|

Çeşitli Bilgiler

|

  Fotoğraflar

|

  Site Haritası

|

Hakkımızda

|

İletişim
 

 

 

 

Yeniçarşı Cad. 36/4  Beyoğlu-İstanbul Kroki

Tel:(0212) 251 17 63 - 251 98 64 Fax: 249 80 07

Gsm: 0535 5468636-0505 4970577

Email: bilgi@tamzaratur.com