Volkanik dağların
yükseldiği, ortasında Tuz Gölü'nün yer aldığı, derin vadilerle
parçalanmış, İç Anadolu platosu Türkiye'nin kalbini oluşturur. Antik
çağlardan bu yana farklı sanatları, mimarileri, günümüze
kadar ulaşan yaşam tarzlarıyla göçebe kavimler burayı yurt tuttular.
Hititler ve Frigyalılar krallıklarını burada kurdular, daha sonra XI.
yüzyılda Asya içlerinden gelen Selçuklular Konya'yı parlak
başkentleri yaptılar.
Anadolu platosu
doğudan ve batıdan, Asya'dan ve Avrupa'dan gelen kavimler için bir
döner sahne rolü oynadı. Bu sahnede yazılmış baş döndürücü tarihten
geriye Darius, Büyük İskender, Timurlenk gibi isimler kaldı.
Olağandışı
Kapadokya Aksaray, Niğde ve Kayseri şehirlerinden oluşan bir üçgen
içinde yer alır. Volkanik küllerden oluşmuş, erozyonla parçalanmış,
soğumuş lav sütunlarıyla, sipsivri kayalarla, taş toprak karışımı
doğal kulelerle süslenmiş, bu uçsuz bucaksız ova, dik duvarlı,
çarpıcı kanyonlarla yarılmıştır. Bu lav örtüsü ilk Hıristiyanlarca,
kiliselere, manastırlara, evlere ve yeraltı şehirlerine açılan
kocaman girişlerle oyulmuş, geniş yeraltı yerleşim merkezlerine
dönüşmüştür.
At, ünlü
süvarilerin nal vurduğu yollarda böylesi alışılmadık bir manzara
içinde yapılacak geziye apayrı bir boyut kazandırır, görüş açısını
değiştirir.
|
GÖLLER BÖLGESİ - SULTAN DAĞI TREKKİNG |
Orta Anadolu'da,
göller bölgesinin, her mevsimde ayrı bir çekiciliği vardır. Bu
verimli topraklar Sultan Dağlarının (2400m.) eriyen karlarıyla
beslenen' yeraltı suları ve artezyen kuyuları ile sulanmaktadır.
Akdeniz bölgesinin ılıman etkisiyle yumuşayan karasal iklim bölgede
şeker pancarı,haşhaş(pavot) gibi endüstri bitkilerinin, kiraz,
şeftali, kaysı, elma gibi meyve ağaçlarının, buğday, arpa gibi
tahıllar ve domates, biber, patlıcan gibi her türlü sebzenin
üretimine izin verir. Böylece ürünlerin olgunlaşması ve hasat'ını
izleyerek manzara haftadan haftaya renk değiştirir. Yöre halkıyla
karşılaşma günlük yaşamın gerektirdiği çalışmalar ve hala eski
yöntemlerin kullanıldığı işler çevresinde olacak.
Birçok göçebe
Yörük aşireti yüksek yaylalara kara çadırlarıyla yerleşerek çok
eskilerden gelen gelenek ve göreneklerini yaşatmaya çalışmaktadır.
Afyon, Akşehir ve
Eğridir tarıma dayalı, çevre köylerden gelenlerin taze ürünlerini,
halı kilim gibi el sanatı örneklerinin sergilediği önemli birer
değiş
tokuş ve yerleşim merkezidirler. Henüz turizmi tanımamış bu renkli kırlarda ve
dağlardaki yürüyüşlerden sonra Pamukkale ve Efes ziyaretleri
Ülkemizin daha klasik ve bilinen bir yanını gösterecektir.
|
LİKYA YOLU "Akdağ ve
Olympos Sıradağlarından" |
Antik "Likya'da,
Akdeniz bölgesinde, doğada yürüyüş ve deniz keyfini hoşça
birleştiren bu program Termessos, Xantos, Letôon, Pınara, Patara,
Kekova, Myra gibi dünyanın bilinen ilk demokrasisi "Likya
Konfederasyonu"na bağlı eski sitelerin ziyaretleriyle renklenmiştir.
Akdağ ve Olympos
sıradağlarında çam ve sedir kokulu ormanlardan, yüksek yaylalardan,
görkemli kanyonlardan geçecek, henüz modernizm'in dokunamadığı kara
çadırlı göçebelerle karşılaşacağız. Pembe zakkumlarla süslü Akdeniz
kıyılarında saydam mavi suların okşadığı göz kamaştırıcı plajları,
batık şehirleri, sulara gömülü antik mezarları, bin çeşit çiçeğin
süslediği dağları keşfedeceğiz.
|
BOZBURUN'DA TREKKİNG VE MAVİ YOLCULUK |
Akdeniz'in mavi
kıyılarındaki Antalya, Kuyucak dağlarında yapılacak bir gezinin
başlangıç noktasıdır. Olukköprü kanyonu üzerindeki M8. II. yüzyıldan
kalma zarif bir Roma köprüsünü geçerek yukarı doğru kıvrılarak çıkan
toprak yol bizi Zerk köyüne (Antik Selge) ulaştırıyor.
M8. 200
yıllarında 20.000 kişilik bir orduya sahip olan şehrin kalıntıları
arasından başlayan yürüyüşümüze hoş kokulu çam ormanlarının
gölgesinde, koyun sürülerinin çan sesleri eşliğinde bize tüm
heybetiyle yukarıdan bakan Bozburun (2150 m.) zirvesine doğru devam
ediyoruz. Beş günlük gezimiz bütün ihtişamıyla ayaklarımızın altında
kıvrılarak akan Köprüçay Kanyonuna inerek son buluyor.
Aspendos'un kısa bir
ziyaretinden sonra Antalya körfezinin batısından bir haftalık mavi
yolculuğumuz başlıyor. Deniz, güneş, tarih ve doğanın iç içe olduğu
Akdeniz kıyılarını izleyerek Marmaris'te deniz yolculuğumuz son
buluyor.
|
KÖPRÜLÜ KANYON'DA RAFTİNG VE BOZBURUN |
Köprülü Kanyon Milli
Parkı yürüyüş yapacağımız yer ve bu milli parkı boydan boya geçen
Köprüçay ırmağı da rafting yaparak botumuzla ineceğimiz ırmaktır.
Güzel koyu "Mavi Yolculukların hareket noktası, Türkiye'nin en güzel
şehirlerinden Antalya'nın kuzey doğusundayız. Kalabalık merkezlerden
uzakta, sizleri, Bozburun dağlarını keşfe, Köprüçay ırmağını raftla
inerek gerçek bir serüven yaşamaya davet ediyoruz. Gezimiz antik
Zerk (Perge) şehrinden başlıyor.
Köprüçay ırmağı
kaynağını Batı Toroslar'dan, 2150 metre yükseklikteki Dedegöl
dağlarından alır. 185 kilometre uzunluğundadır ve kalker yapısı
sayesinde sahip olduğu yer altı suyu kaynaklarıyla beslendiğinden
her mevsimde bol suyu vardır. Kanyonun Olukköprü bölümünde yerden 50
- 60 metre yükseklikteki kaya duvarlarından serin sular fışkırır.
ırmak daha sonra sedir ve çam ormanları içinde Aspendos'a kadar
yoluna devam eder ve daha sonra Akdeniz'e dökülür.