1.Gün
:
Sabah havaalanında grubu karşılıyoruz.
saat 10.00'da
havaalanından hareket ediyoruz.Otobüsle
gelen katılımcıları 10.30'da Otogardan karşılayıp Doğu Karadeniz gezimize
başlıyoruz. Kent merkezine geçip şehir gezisi yapıyoruz. İlk durağımız Ayasofya
Kilisesi. Kilise şehrin sahil kesiminde, merkeze iki kilometre uzaklıkta bir set
üzerine kurulmuştur. Trabzon İmparatorluğu 1. Manuel Kommenos zamanında (1238-1263) inşa
edilmiştir. Yapının yirmi beş metre batısındaki çan kulesi 1427 yılında
yapılmıştır. Ayasofya kilisesi bölgenin son Bizans devri yapılarının
arasında en önemlilerindendir. Yüzyıllar boyu şehri ziyarete gelen seyyah
ve araştırmacıların dikkatini çekmiştir. 1958-1962 yılları arasında
restore edilerek 1964 yılında müze olarak ziyarete açılmıştır.
İkinci durağımız
Soğuksu semtindeki
Atatürk Köşkü’ne çıkıyoruz. 1903 yılında bölgede bulunan Rum
banker-armatör
tarafından Avrupa mimarisiyle yaptırılmıştır. 1924 yılında Atatürk’ün
Trabzon’a ziyareti sırasında kendisine hediye edilmiştir. 1930 ve 1937
yıllarında bu köşkte ağırlanmıştır. Dersim isyanını bastırma planını
burada kaldığı süre içerisinde yapmış ve yönetmiştir. Vasiyetinin bir
bölümü burada yazmıştır. Öğle yemeği için Akçaabat’a
geçip meşhur Akçaabat köftesi yiyoruz. Maçka Altındere Vadisi’ne
gidip
Sümela Manastırı gezisi yapıyoruz.
Sümela
Manastırı’nın ilk oluşumu 4. yüzyıla kadar indirgense de, bugün ayakta
olan kalıntılar en erken 13-14. yüzyıllara aittir. Manastır 406
yılında, Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde dağ gövdesinin içine oyularak
yapılan gizli bir manastırdı. Manastırın yerini iki rahip rüyalarında
görerek bulmuşlar. Bizans imparatoru Justinianus döneminde bazı ekler
yapılmış. VI. yy.da yeniden yapılan manastır, 1360’da tekrar bir tamirat
gördü. Rum Pontus Kralı III. Alexis’in yaptırdığı bugünkü bina, aynı
zamanda taç giydiği binadır. Manastır topluluğu; ana
kaya kilisesi, iki şapel, ayazma, hizmet birimleri, keşiş ve öğrenci
odaları ile misafirhaneden oluşur. İki katı teras
olmak üzere altı katlı olan manastırın 72 odası vardı. Her katta sekizer
oda İncil’den
alınan konuların işlendiği fresklerle kaplıdır. Fresklerin çok
azı günümüze ulaşabilmiştir. En dıştaki balkonlu kısım
ise Osmanlı döneminde 19. yüzyıl ortalarına tarihlenir, özellikle iç mekan
kurguları Türk mimarisi esas alınarak yapılmıştır. Manastıra vadideki
dereden su getiren kemerler dış cepheden görülebilir. Binanın
arkasındaki bahçede bulunan havuzlu çeşmenin suyu kutsal sayılmaktadır.
1923 yılında
boşaltılıp terk edilmiştir. Daha sonra geçirdiği yangın, doğa koşullarının
etkileri ve çeşitli yağmalar sonucu kısa sürede harabe haline gelmiştir. 1972
yılında ören yeri olarak ziyarete açılan yapıda,restorasyon çalışmaları halen
devam etmektedir.
Sümela
Manastırı gezisi sonrası Maçka'ya dönüp
Coşandere Oteline yerleşiyoruz. Otelimiz şehir merkezinden uzakta,
gürültüden uzak dört katlı, ahşap, iki kişilik lüks odalara
sahiptir.
2.Gün :
Kahvaltı sonrası
Karadeniz'in doğusuna doğru yolculuğumuza devam ediyoruz. Hedefimiz
Ayder Yaylası. Güzergah üzerinde Memişağa konağını geziyoruz.
Sürmene’nin dört kilometre doğusunda bulunan yapının büyük
bölümü kesme taştan yapılmış olmasına rağmen ahşap işçiliği ile de
ünlüdür. Yapılış tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte, 18. yüzyıl
sonlarına doğru yapılmış olduğu sanılmaktadır. Rize kent merkezine
uğrayıp Rize kalesi gezisi yapıyoruz. Gezi sonrası Fırtına vadisine
ulaşıyoruz ve ayder yaylasına çıkıyoruz. Yol üzerinde öğle yemeğimizi
yiyoruz. Ayder yaylasından Avusor Yaylası vasisine doğru araçla yükselip
kısa çevre gezisi yapıyoruz. Ardından patikalar arasından yapacağımız
bir yürüyüşle Ayder yaylasına geri dönüyoruz. Otelimize yerleşip
dinlenmeye geçiyoruz.
3.Gün
:
Kahvaltı sonrası günün yürüyüş programı için
hazırlıklarımızı yapıyoruz.
Bugün Doğu Karadeniz'deki en hareketli yaylası olan Kavron Yaylasına
çıkıyoruz. Hem yaylacıların sayısı adına hem de bölgeye gelen turist
sayısı bakımından çok zengin ve hareketli olan Kavron Yaylası önemli bir ilgi merkezi
olmuştur. Bizler hem yayla; hem de bölgedeki en güzel buzul
gölleri olan Çengovit gölleri gezisi
yapacağız.
Kavron Yaylası’na çıkıp
küçük bir çevre gezisi yapıyoruz. İsteyen katılımcılarımızla yaylanın kuzey
doğusundan ulaşılan Çengovit Gölleri bölgesine doğru yola çıkıyoruz. Bu çıkış
yürüyüşü iki saat kadar sürecektir. Büyük Karedeniz Gölü, Mekerel Gölü ve
isimsiz bir gölü geziyoruz. Yaklaşık 2900 metre yükseklikte bulunan bu
buzul gölleri (Sirk Gölü)yürüyüşü size keyifli bir deneyim
kazandıracaktır. Hava koşulları uygun ise bir yüzme molası
veriyoruz. Aman mayonuzu almayı unutmayın, yoksa bazı katılımcılarımız
gibi eşyanızla göle girmek durumunda kalırsınız. Göller o kadar cazip ki
sanırız kimse bu cazibeye dayanamayacaktır. Yüzme ve dinlenme sonrası
Çaymakçur vadisine doğru yönelip hemen aşağıda bir boncuk gibi duran
Karadeniz gölünü izliyor ve fotoğraflıyoruz. Tekrar aynı yoldan Kavron
yaylasına iniyoruz. Galer düzüne uğrayıp orman içi yürüyüş yapmak
isteyenlere bir süre serbest zaman veriyoruz. Aracımıza binerek Ayder Yaylasındaki Pansiyonumuza
dönüyoruz. Akşam yemeği sonrasında
enerjimizi toplayıp, yöresel Tulum eşliğinde horona
katılıyoruz.
4.Gün :
Kahvaltı sonrası Çamlıhemşin’e inip Konaklar Mahallesi’ni
geziyoruz. Bugünkü geziyi kapsayacak Hemşin yapıları, yöredeki
karakteristik mimari özelliklerin dışında kendi özel mimari tarzlarıyla
da dikkat çekmektedir. Önce Konaklar Mahallesinin en üst noktasına
araçla çıkıyoruz. Burada aracımızdan inerek sonbahar renklerinin
güzelliğiyle etrafı izliyoruz. Aşağıda vadiye bir kartal yuvası gibi bakan büyük bölümü kesme taştan
yapılan konağı geziyoruz. Buradan hemen aşağımızda, yamaca uzanmış bir
düzlüğün ucunda kurulmuş olan konağa yöneliyoruz. Burada yapacağımız
gezinin ardından Konaklar Köprüsü’ne doğru bir yürüyüş yapıyoruz. Tarihi
köprünün üstünden geçerek aracımıza biniyoruz. Zilkale’ye doğru yola
çıkıyoruz. Vadideki sarp yamaçların başlayıp yolun dikleşerek yükseldiği
bölgesine araçla tırmandıktan sonra tam karşımızda bir ortaçağ şatosunu
andıran Zilkale’yle karşılaşıyoruz. Bölgenin en
dikkate değer eserlerinden biridir. Kalenin üzerinde inşa edildiği sarp
kaya kütlesi, denizden 750 metre, dere yatağından ise yaklaşık 100 metre
yüksektedir. Kale; dış surlar, orta surlar ve iç kaleden meydana
gelmektedir. Dış kalenin kapısına kuzey batı yönünde, hatalı onarım
sonucu yapılmış beton bir yolla ulaşılır. Kuzeydeki kapının söve taşları
sökülmüştür. Bir teras yardımıyla orta surlar seviyesine çıkılır ve
ikinci bir kapı ile kale içerisine girilir.
Orta kale
içerisinde üç önemli yapı bulunmaktadır. Bunlar muhafız binası, şapel ve
baş-kuledir. Kulenin dört katlı olduğu duvarlardaki hatıl izleri ve
kiriş deliklerinden anlaşılmaktadır. İçerisinde ince bir bölüntü duvarı
ve dolgu toprak vardır. Duvarlar üzerinde doğu yönünde kemerli
pencereler, diğer taraflarda mazgal delikleri bulunmaktadır. Kulenin
üstünün bir teras şeklinde olduğu belirlenmiştir. Duvarlar içerisinde
dikey uzanan boru yuvaları belki de kapanmış sarnıçlara su akıtıyordu.
Kalenin kesin yapılış tarihini belirtecek veriler yoktur. 13.-14.
yüzyıllara ait olduğu düşünülmektedir. Daha
sonra
Fırtına deresini takiben Karadeniz
sahiline Ardeşen ilçesine ulaşıyoruz. Sahil yolunu takip ederek doğuya
Sarp sınır kapısına doğru yolculuk ediyoruz. Burada ilk durağımız
Fındıklı ilçesinin Çağlayan köyü olacak. Çağlayan köyü geniş, düz bir
araziye kurulmuş ve tipik dağınık Karadeniz yerleşimini görüldüğü bir
yerdir. Ayrıca büyük, bakımlı, halen içlerinde ailelerin yaşadığı tarihi
Laz mimari özellikli konaklar bulunmaktadır. Bu gezi sonrasında Artvin
sınırına ulaşıp önce Arhavi, Hopa İlçelerinden geçerek
Sarp Sınır kapısına ulaşıyoruz. Çevreyi inceleyip fotoğraflarımızı
çektikten sonra Trabzon'a dönüş yolculuğuna geçiyoruz. Grubumuzu
havaalanına transfer edip, havaalanından yolcu ediyoruz.