1.Gün Cumartesi :
Trabzon’da grubu karşılıyoruz. Trabzon Sümela
Manastırı gezisini yapıyoruz. Sümela Manastırı’nın ilk oluşumu 4.
yüzyıla kadar indirgense de, bugün ayakta olan kalıntılar en erken
13-14. yüzyıllara aittir.
Manastır 406 yılında, Hıristiyanlığın ilk
dönemlerinde dağ gövdesinin içine oyularak yapılan gizli bir manastırdı.
Manastırın yerini iki rahip rüyalarında görerek bulmuşlar. Bizans
imparatoru Justinianus döneminde bazı ekler yapılmış. VI. yy.da yeniden
yapılan manastır, 1360’da tekrar bir tamirat gördü. Rum Pontus Kralı III.
Alexis’in yaptırdığı bugünkü bina, aynı zamanda taç giydiği binadır.
Manastır
topluluğu; ana kaya kilisesi, iki şapel, ayazma, hizmet birimleri, keşiş
ve öğrenci odaları ile misafirhaneden oluşur.
İki katı teras olmak üzere altı katlı olan
manastırın 72 odası vardı. Her katta sekizer oda
İncil’den
alınan konuların işlendiği fresklerle kaplıdır.
Fresklerin çok azı günümüze ulaşabilmiştir.
En dıştaki
balkonlu kısım ise Osmanlı döneminde 19. yüzyıl ortalarına tarihlenir,
özellikle iç mekan kurguları Türk mimarisi esas alınarak yapılmıştır.
Manastıra vadideki dereden su getiren kemerler dış cepheden görülebilir.
Binanın arkasındaki bahçede bulunan havuzlu
çeşmenin suyu kutsal sayılmaktadır.
1923
yılında boşaltılıp terk edilmiştir. Daha sonra geçirdiği yangın, doğa
koşullarının etkileri ve çeşitli yağmalar sonucu kısa sürede harabe
haline gelmiştir. 1972 yılında ören yeri olarak ziyarete açılan yapıda,
restorasyon çalışmaları halen devam etmektedir. Daha sonra yol
üzerindeki Sürmene ilçesinin dört kilometre doğusunda bulunan Memişağa
Konağı’na gidiyoruz. Büyük bölümü taştan yapılmış iki katlı konak aynı
zamanda ahşap işçiliği ile de ünlüdür. Yapılış tarihi tam olarak
bilinmemekle birlikte 18. yüzyıla tarihlendirilmektedir. Yakın zamanda
Kültür Bakanlığı tarafından restore edilen konağın tamamı halen ziyarete
açılmamıştır. Ardından Rize,
Pazar, Çamlıhemşin güzergahını kullanarak Ayder Yaylası’na ulaşıp
Pansiyonumuza yerleşiyoruz. Pansiyonumuz Ayder
Yaylasında geniş manzaralı bir alanda kurulmuş, butik otel mantığında,
şirin konforlu bir pansiyondur. İki kişilik odalar, odalarda banyo
tuvalet, ısıtma sistemi bulunmaktadır.
2.Gün Pazar :
Sabah kahvaltı sonrası saat 09.00’da aracımıza binip ilk göreceğimiz
vadiye, Avusor Yaylası’na doğru yola çıkıyoruz. Ayder Yaylası’nın üst
bölümlerini ve yaylayı çevreleyen “Doğal yaşlı ormanları” daha yakından
görüyorsunuz. Aracın içinden bu manzarayı izlerken rehberiniz daha
sonraki günlerde bu bölgede orman içinde yapacağınız yürüyüşü size
anlatacaktır. Ayder Yaylası’nın hemen bitiminde sola doğru dönen ilk
yola saparak yolculuğumuza araçla devam ediyoruz. Güzergah üzerinde ilk
olarak Hacızeni Yaylası’nı göreceğiz. Küçük sevimli evlerden oluşan
şirin bir yayladır. Bunun gibi iki yayla daha göreceğiz. Bunlardan biri
Taşlık Yaylası’dır. Bir diğer yayla olan Dobaye Yaylası’nı görüp Avusor
Yaylası’na varıyoruz. Avusor Yaylası’nın bulunduğu mevki genişçe bir
alanı kaplamaktadır. Diğer gördüğümüz yaylalar vadinin aşağı
kesimlerinde kaldığı için güçlü su kaynaklarının yüzyıllardır aşındırıp
dikleştirdiği vadi yamaçlarında kalmıştır. Avusor Yaylası vadideki en
kalabalık ve hareketli yayladır. Yayla sakinlerinin kendi girişimleriyle
yaptıkları su çarklarından elektrik üretimi, sürdürülebilir doğal
elektrik üretimi adına ilginç, güzel bir örnektir. Yayla gezisini yapıp
tam karşısında bulunan Kemerli Kaçkar Dağı’nın altındaki büyük göle,
güneybatı yönünden yürüyerek yaklaşık bir saat kırk beş dakikaya
ulaşıyoruz. İşte, gezide göreceğiniz ilk buzul gölü! Bu ve göreceğiniz
diğer buzul gölleri, buzul çağlarında bu bölgede bulunan buzulların
aktüel hareketlerinden kaynaklanan aşındırmalar sonucunda oluşan sirk
(veya buzul yalağı) gölleridir. Bazen yanlış bilgi nedeniyle krater gölü
olarak nitelendirilir; ama Kaçkarlar’da krater gölü yoktur. Hava eğer
güzel ise yüzme keyfini denemek isteyenlerin hiç vakit kaybetmeden göle
girmelerini tavsiye ediyoruz. Bir saatlik moladan sonra Avusor yaylasına
geri dönüyoruz. Yayladaki gezimizi tamamlayıp, Ayder’e doğru yürüyoruz.
Bir süre sonra aracımıza binerek dönüş yoluna devam ediyoruz. Eğer grup
isterse dönüş yolunda, Dobaye Yaylası’nın altında araçtan inerek Ayder
yaylasının üst kısmına patikadan yapacağımız bir yürüyüşle varabiliriz.
Buradan da aracımıza binip pansiyona geri dönüyoruz.
3.Gün
Pazartesi :
Bugün birbirine kısa mesafede olan keyifli
yaylalar arası yürüyüş yapıyoruz. Önce Galer Düzü’nün
yukarısındaki Palakçur Yaylası kavşağına kadar çıkıyoruz. Palakçur
Yaylası’na yürüyüp yaylada bir süre geziyoruz. Sonra tam karşımızdaki
yamacı takip edip patikadan Kaçvaç Yaylası’na doğru yola koyuluyoruz.
Yaklaşık bir buçuk saat sonra Kaşvaç Yaylası’ndayız. Biraz dinlenip, bizi
Galer Düzü’nün üstüne indirecek patikaya girip yürümeye devam ediyoruz.
Orman içerisinden bir saatlik yürüyüşle araç yoluna varmış olacağız.
Buradan yirmi dakikalık yürüyüşle Galer Düzü’ne varıyoruz. Çay ikramımız
sonrasında, isteyenler Ayder’e kadar yürüyüşe devam edebilecekler, isteyenler de araçla Ayder’e dönecek.
4.Gün
Salı
:
Bugün aslında iki programımız Huser Yaylası: Huser Yaylası, Avusor
veya Ayder üzerinden gidilen bir sırt üzerinde konumlanmış manzarasının
güzelliğiyle tanınmış bir yayladır. Yaylanın yolu yok. Bu biz
yürüyüşçülerin en sevdiği şey. Yaylaya, önce Avusor Vadisi’ne araçla
çıkıp, sonra vadiyi oluşturan kuzey doğu yamacında bulunan patikayı
takip ederek ulaşıyoruz. Yayladan göreceğiniz manzara tarif edilmesi zor
güzelliktedir. Eğer nemsiz bir hava var ise Karadeniz ve sahil şeridi
görülebilinir. Bunun yanında Kaçkar, Bulut, Verçenik, Kemerli Kaçkar
Dağları, Hazindak, Sal, Kavron, Çaymakçur, Palakçur, Avusor Yaylaları
görülecektir. Yaylada vereceğimiz dinlenme molası ardından, Ayder
Yaylası’na orman içerisinde patikadan yapacağımız, biraz zorlu bir
yürüyüşle iniyoruz.
5.Gün Çarşamba :
Bugün ilk olarak Çamlıhemşin Konaklar Mahallesi, tarihi Hemşin Konakları gezisi
yapacağız. Bugüne kadar birçok özgün yapı görmüş olacaksınız. Fakat
bugünkü geziyi kapsayacak yapılar yöredeki karakteristik özelliklerin
dışında, kendi özel mimari tarzlarıyla da bizlerin beğenisini
kazanmıştır. Önce Konaklar Mahallesi’nin en üst
noktasına araçla çıkıyoruz. Burada aracımızdan inerek biraz etrafı
izliyoruz. Daha sonra bir patikaya girerek onbeş dakikalık bir yürüyüşle
terk edilmiş ve acı bir halde yıkılmaya başlayan bir konağa gideceğiz.
Konakların çoğunda yaşam devam ettiğinden içine girmemize pek imkan
yoktur. Fakat bu konak terk edilmiş olduğundan doyana kadar inceleme
şansımız var. Terkedilmiş olduğundan dolayı bakımsız kalan konağın
birçok kısmı çürümeye yüz tutmuş durumda, bunun için de rehberin
arkasında ve onun güvenli bulduğu yerlerden dolaşmak gerekmektedir.
Zaten rehberiniz konağın her mekanının ve her odanın işlevini size
ayrıntısıyla anlatacaktır. Daha sonra araç yoluna dönüp daha aşağıda
vadiye bir kartal yuvası gibi bakan büyük bölümü kesme taştan yapılan
konağı geziyoruz. Buradan da, Deliemetler konağına doğru
gidiyoruz. Bu yan yana iki önemli konağı gezip çat vadisine yöneliyoruz. Zilkale ve Palovit Şelalesi gezisini
yapacağız. Çat Vadisi, sahip olduğu doğal yapısı bakımından önemle
korunması gereken bir bölgedir. Fakat bu vadide devlet eliyle bir çevre
katliamı gerçekleştirilmek istenmektedir. Vadide yapılmak istenen Dilek Gürolluk
Hidroelektrik Santrali durdurulmasına rağmen, bölgede yol çalışması adı
altında en az on metre genişliğinde gereksiz bir çalışma vardır.
Biz bu yol çalışmasının doğruluğuna inanmıyoruz. Yöre halkı da bunu
hizmet sanıp ses çıkarmamaktadır. Çünkü itiraz ederlerse, mevcut
çalışmanın da durdurulup, bozuk bir yol ile yıllarca yaşayacakları
korkusu bulunmaktadır. Yıllarca süren bu çalışmanın yerine,
var olan
yolun iyeleştirilmesi ve araçlara yol vermek için cepler yapılması
yeterli olacaktır diye düşünüyoruz. Evet tekrar günün
programına dönelim. Güzergah üzerinde tarihi kemer köprülerle
karşılaşacağız, vereceğimiz kısa molalarla bu köprüleri inceleyip
fotoğraf çekebileceksiniz. Vadinin sarp yamaçlarının başlayıp, yolun
dikçe yükseldiği bölgede bir süre araçla tırmandıktan sonra tam
karşımızda bir ortaçağ şatosunu andıran Zilkale’yle karşılaşıyoruz.
Zilkale doğanın içinde kaybolmayacak kadar görkemli bir yapıdır.
Bölgenin en dikkate değer eserlerinden biridir. Kalenin üzerinde inşa
edildiği sarp kaya kütlesi, denizden 750 metre, dere yatağından ise
yaklaşık 100 metre yüksektedir. Kale, dış surlar, orta surlar ve iç
kaleden meydana gelmektedir. Dış kalenin kapısına kuzey batı yönünde
bulunan ve hatalı onarım sonucu beton olan yol ile ulaşılır. Kuzeydeki
kapının söve taşları sökülmüştür. Bir teras yardımıyla orta surlar
seviyesine çıkılır ve ikinci bir kapı ile kale içerisine girilir.
Orta kale
içerisinde üç önemli yapı bulunmaktadır. Bunlar; muhafız binası, şapel
ve baş kuledir. Kulenin dört katlı olduğu, duvarlardaki hatıl izleri ve
kiriş deliklerinden anlaşılmaktadır. İçerisinde ince bir bölücü duvar ve
dolgu toprak vardır. Duvarlar üzerinde doğu yönünde kemerli pencereler,
diğer taraflarda mazgal delikleri bulunmaktadır. Kulenin üstünün teras
şeklinde olduğu belirlenmiştir. Duvarlar içerisinde dikey uzanan boru
yuvaları belki de kapanmış sarnıçlara su akıtmaktaydı. Kalenin kesin
yapılış tarihini belirtecek veriler yoktur, 11.-12. yüzyıllarda
Kommenoslara ait
olduğu düşünülmektedir.
Zilkale’yi
gördükten sonra, aracımızla yolculuğumuza devam edip Palovit Şelalesi’ni
göreceğimiz Palovit Vadisi’nin girişine gidiyoruz. Palovit, bölgedeki
önemli vadilerden biridir. Sarp yamaçları ve çevredeki en önemli kanyonu
barındıran Palovit Vadisi, şelaleler vadisi olarak da bilinir. Araçtan
ineceğimiz noktadan sonra yaklaşık yirmi dakikada ulaşacağımız şelale,
bizi gürültüyle karşılayacaktır. Yaklaşık on beş metreden direkt olarak
oluşturduğu gölet'e düşen şelale müthiş bir görüntü
sunmaktadır. Gören herkesin beğenisini kazanan şelalenin yarattığı su
zerreciklerinin etkisi etrafta da gözlenmektedir.
Geziler sonrası aracımızla Ayder’e dönüyoruz.
6.Gün Perşembe :
Bugün yörenin en canlı ve en kalabalık
yaylası olan Kavron Yaylası’na çıkacağız. Yapacağımız uzun yürüyüşün
sonunda, üç göl ve üç yayla görmüş olacağız. Kavron Yaylası, yaklaşık
2200 metre yükseklikte bulunan, genişçe bir vadinin orta kısmında
bulunmaktadır. Kaçkar Dağı’nda bulunan belli başlı büyük buzul
vadilerinden biri olan Kavron Vadisi, önemli vadilerden biridir. Diğer
yaylalarda yayla sakinleri genelde bir veya iki köy kadardır. Kavron
yaylasının sakinlerini sekiz köyün halkı oluşturuyor. Bu nedenle tüm
yaylacılık döneminde her zaman en kalabalık yayla sıfatını elinde tutar.
Aynı zamanda Kaçkar Dağı’na her yönden yaklaşmak için uygun bir yer
olduğundan turizm açısından da gelişmiştir. Yaylada kafe, pansiyon,
hatta pasta imalatı yapan bir kahve de bulunmaktadır. Yayla içinde kısa bir gezinti sonrası Çengovit
Gölleri’ne yapacağımız yürüyüşümüze başlıyoruz. Yaklaşık iki saatlik bir
yürüyüşle ilk olarak isimsiz küçük bir göle varacağız. Biraz ilerde
Büyük Karadeniz Gölü var. Kıyısına varıp bir süre dinleniyoruz.
İsteyenlerle birlikte gölde yüzme keyfi yapıyoruz. Daha sonra Kavron ve
Çaymakçur Vadileri’ni ayıran Gelgebent Sırtı’na yürüyerek ulaşıyoruz.
Hemen altımızda Karadeniz Gölü ve Çaymakçur
Vadisi görünüyor. Manzara seyri ve fotoğraf molası sonrası geldiğimiz
patikadan Kavron yaylasına geri dönüyoruz. Bizi bekleyen aracımıza binip Ayder’deki
pansiyon'a geri dönüyoruz.
7.Gün Cuma :
Ayder-Çamlıhemşin yolu üzerinden ayrılan Tar Deresi girişine
araçla gidiyoruz. Yaklaşık yarım saati aşkın süren bir yürüyüşle
ulaşacağımız Gelintülü Şelalesi bölgedeki en uzun şelaledir. Kayalara çarpa çarpa 100
metrenin üstünde bir uzunluktan inen bu şelalenin görüntüsü, size de tül
gibi gelecektir. Ardından araçtan ayrıldığımız noktaya geri dönüp
Fırtına deresi kenarına ulaşıyoruz. Bugün farklı bir adrenalin günü
İsteyen katılımcılarla Fırtına deresinde Rafting yapacağız. Rafting
ekibi tarafından gerekli bilgileri alıp teknik hazırlıkları
tamamlıyoruz. Uzman ekiple yapacağımız rafting aktivitesi bir haftalık
tatilinize farklı bir renk katacaktır. Hem de Fırtına deresinde rafting
yapmış olmanın haklı havasını taşımış olacaksınız.
8.Gün Cumartesi :
Sabah erken saatte pansiyonumuzdan eşyalarımızı alarak ayrılıyoruz. Bugün
ne yazık ki ayrılık günü, Karadeniz’in en özel bölgesini kapsayan
turumuz bitiyor.
Bütün yapıp etmemiz, size yöreyi en iyi şekilde gezdirmek ve yöre
bilgisini vermemiz adınadır. İşimizi iyi yapıp sizi mutlu gördüysek ne
mutlu bize… Yine de rehberlerimizin size verecekleri anketlere
görüşlerinizi olumlu veya olumsuz yazarsanız seviniriz. Grubu
Trabzon Havalimanı’na transfer ediyoruz. Bir dahaki turda görüşmek üzere
vedalaşıp, havaalanında grubu yolcu ediyoruz. Akşam
uçağına rezervasyon yapan katılımcılar günü Trabzon'da serbest zaman
şeklinde geçirebilirler.